Yıllık izin kullanan milyonlarca çalışanı yakından ilgilendiren önemli bir yargı kararı çıktı. Yargıtay, izin sürelerinin hesaplanmasına ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme yaparken, işverenlerin yükümlülükleri konusunda da önemli bir noktaya vurgu yaptı. Kararın ayrıntıları çalışanlar açısından yeni hak arayışlarının önünü açabilir.
Haber Giriş Tarihi: 18.06.2026 00:25
Haber Güncellenme Tarihi: 18.06.2026 00:25
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.olay18.com/
Çalışma hayatını yakından ilgilendiren önemli bir yargı kararı daha gündeme geldi. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından verilen karar, yıllık ücretli izinlerin hesaplanması konusunda hem çalışanlar hem de işverenler açısından emsal niteliğinde değerlendirilirken, izin uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli hususları bir kez daha ortaya koydu.
2025/9525 Esas ve 2026/757 Karar sayılı ilamda, yıllık ücretli izin sürelerinin hesaplanmasında hafta tatili günlerinin izin süresinden düşülemeyeceği açık şekilde vurgulandı. Böylece çalışanların yıllık izin haklarının belirlenmesinde uzun süredir tartışma konusu olan önemli bir noktaya açıklık getirilmiş oldu.
Karara konu olan uyuşmazlıkta, işçinin yıllık izinlerini kullanıp kullanmadığı ve izin sürelerinin doğru şekilde hesaplanıp hesaplanmadığı değerlendirildi. Yapılan inceleme sonucunda, işverenin yıllık izinlerin kullandırıldığını yazılı belgelerle ispatlayamadığı tespit edildi. Bu nedenle mahkeme, işçinin kullanmadığı izinlere ilişkin alacak hakkının bulunduğuna hükmetti.
Yargıtay kararında özellikle işverenlerin yıllık izin kayıtlarını düzenli ve yazılı şekilde tutmalarının zorunlu olduğuna dikkat çekildi. İş hukukunda ispat yükünün büyük ölçüde işverene ait olduğu belirtilirken, çalışanın izin kullandığını gösteren imzalı belgelerin bulunmaması halinde işverenin iddiasını kanıtlamakta zorlanabileceği ifade edildi.
Karar kapsamında işçinin 4 günlük yıllık izin alacağının bulunduğu kabul edildi. Böylece hem izin sürelerinin hesaplanması hem de izin kullanımının belgelendirilmesi konusunda işverenlerin sorumluluğu bir kez daha hatırlatılmış oldu.
Uzmanlar, kararın özellikle özel sektör çalışanları açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Çalışanların izin haklarını takip etmeleri, izin formlarını saklamaları ve hak kaybı yaşamamaları için gerekli kayıtları muhafaza etmeleri gerektiği ifade ediliyor.
İş hukukunda emsal niteliği taşıyan bu karar, yıllık izin uygulamalarında mevzuata uygun hareket edilmesinin önemini ortaya koyarken, hafta tatili günlerinin yıllık izin süresinden düşülmeyeceğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Kararın, benzer uyuşmazlıklarda çalışanların haklarının korunmasına yönelik önemli bir referans olması bekleniyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
HAFTA SONLARI YILLIK İZİNDEN DÜŞÜLEMEYECEK
Yıllık izin kullanan milyonlarca çalışanı yakından ilgilendiren önemli bir yargı kararı çıktı. Yargıtay, izin sürelerinin hesaplanmasına ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme yaparken, işverenlerin yükümlülükleri konusunda da önemli bir noktaya vurgu yaptı. Kararın ayrıntıları çalışanlar açısından yeni hak arayışlarının önünü açabilir.
Çalışma hayatını yakından ilgilendiren önemli bir yargı kararı daha gündeme geldi. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından verilen karar, yıllık ücretli izinlerin hesaplanması konusunda hem çalışanlar hem de işverenler açısından emsal niteliğinde değerlendirilirken, izin uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli hususları bir kez daha ortaya koydu.
2025/9525 Esas ve 2026/757 Karar sayılı ilamda, yıllık ücretli izin sürelerinin hesaplanmasında hafta tatili günlerinin izin süresinden düşülemeyeceği açık şekilde vurgulandı. Böylece çalışanların yıllık izin haklarının belirlenmesinde uzun süredir tartışma konusu olan önemli bir noktaya açıklık getirilmiş oldu.
Karara konu olan uyuşmazlıkta, işçinin yıllık izinlerini kullanıp kullanmadığı ve izin sürelerinin doğru şekilde hesaplanıp hesaplanmadığı değerlendirildi. Yapılan inceleme sonucunda, işverenin yıllık izinlerin kullandırıldığını yazılı belgelerle ispatlayamadığı tespit edildi. Bu nedenle mahkeme, işçinin kullanmadığı izinlere ilişkin alacak hakkının bulunduğuna hükmetti.
Yargıtay kararında özellikle işverenlerin yıllık izin kayıtlarını düzenli ve yazılı şekilde tutmalarının zorunlu olduğuna dikkat çekildi. İş hukukunda ispat yükünün büyük ölçüde işverene ait olduğu belirtilirken, çalışanın izin kullandığını gösteren imzalı belgelerin bulunmaması halinde işverenin iddiasını kanıtlamakta zorlanabileceği ifade edildi.
Karar kapsamında işçinin 4 günlük yıllık izin alacağının bulunduğu kabul edildi. Böylece hem izin sürelerinin hesaplanması hem de izin kullanımının belgelendirilmesi konusunda işverenlerin sorumluluğu bir kez daha hatırlatılmış oldu.
Uzmanlar, kararın özellikle özel sektör çalışanları açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Çalışanların izin haklarını takip etmeleri, izin formlarını saklamaları ve hak kaybı yaşamamaları için gerekli kayıtları muhafaza etmeleri gerektiği ifade ediliyor.
İş hukukunda emsal niteliği taşıyan bu karar, yıllık izin uygulamalarında mevzuata uygun hareket edilmesinin önemini ortaya koyarken, hafta tatili günlerinin yıllık izin süresinden düşülmeyeceğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Kararın, benzer uyuşmazlıklarda çalışanların haklarının korunmasına yönelik önemli bir referans olması bekleniyor.
En Çok Okunan Haberler