Uygulamalarımız appstore googleplay

ÇANKIRI İHH'DAN AKSA ÇAĞRISI

Çankırı’dan yükselen “Aksa’ya Sahip Çık” çağrısı dikkat çekti. Yapılan açıklamada, ibadet özgürlüğü ve uluslararası hukuk açısından önemli mesajlar verildi…

Haber Giriş Tarihi: 19.03.2026 22:49
Haber Güncellenme Tarihi: 19.03.2026 22:50
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.olay18.com/
ÇANKIRI İHH'DAN AKSA ÇAĞRISI

Çankırı İnsani Yardım Vakfı, Mescid-i Aksa ve Filistin’de yaşanan gelişmelere ilişkin kamuoyuna yönelik dikkat çeken bir basın açıklaması yayımladı. “Aksa’ya Sahip Çık” başlığıyla yapılan açıklamada, özellikle ibadet özgürlüğü ve uluslararası hukuk çerçevesinde önemli değerlendirmelere yer verildi.

Vakıf Başkanı Hasan Kale tarafından yapılan açıklamada, Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılmasının temel insan hakları ve inanç özgürlüğü açısından kabul edilemez olduğu vurgulandı. Bu tür uygulamaların yalnızca dini değerleri değil, aynı zamanda uluslararası hukuk normlarını da ihlal ettiği ifade edildi.

Kale, açıklamasında şunları söyledi:

"Kıymetli basın mensupları, haksızlığa sessiz kalmayan vicdan sahipleri ve tüm Kudüs sevdalıları;

Bugün burada sadece bir kınama mesajı yayınlamak için değil; insanlığın ortak mirasına, inanç özgürlüğüne ve uluslararası hukukun temel taşlarına vurulan baltayı deşifre etmek için toplandık. İslam dünyasının kalbi kanıyor, ilk kıblemize zincirler vuruluyor ve modern dünya, tarihin en büyük "inanç ve yaşam hakkı" ihlaline, küresel bir şantaj sarmalının gölgesinde seyirci kalıyor.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden Cenevre Sözleşmeleri’ne kadar tüm uluslararası metinler şunu açıkça taahhüt eder: Her birey, ibadet etme ve dini vecibelerini yerine getirme hakkına sahiptir. İbadethaneler, savaşın en kanlı anında bile dokunulmazlığı olan mukaddes mekanlardır.

İşgalci İsrail rejimi, tam 18 gündür Mescid-i Aksa’nın kapıları asıl sahibi olan Müslümanlara tamamen kapatmış durumdadır. Kudüs Valiliği ve Filistinli yetkililerin de vurguladığı üzere, bu denli uzun süreli ve kapsamlı bir kapatma dalgası 1967’den bu yana ilk kez yaşanmakta ve son derece tehlikeli bir emsal teşkil etmektedir. Ramazan ayının bu en yoğun, maneviyatın en zirve yaptığı günlerde Mescid-i Aksa’nın kapılarına kilit vurulması, namaz kılanların darp edilmesi ve Harem-i Şerif’in postallarla çiğnenmesi; sadece Müslümanlara değil, tüm insanlığın ortak hukuki ve ahlaki değerlerine karşı girişilmiş bir terör eylemidir. İbadeti yasaklayarak bir halkın ruhunu hapsetmeye çalışan bu girişim, insanlık tarihinin kara sayfalarına bir utanç vesikası olarak geçecektir.

Kudüs’te ibadet hakkını gasp eden el ile Gazze’de çocukların üzerine tonluk bombalar yağdıran el aynı kirli merkezden komuta edilmektedir. Gazze’de katliamlar artık hiçbir sınır, hiçbir kural ve hiçbir insani değer tanımamaktadır. Şehit sayısı 72 bini aşmış, şehirler devasa birer enkaz yığınına ve çocuk mezarlığına dönüştürülmüştür.

İsrail, sadece modern silahlarla değil; suyu keserek, gıdayı engelleyerek ve hastaneleri kasten yerle bir ederek bir halkı topyekûn yok etmeyi amaçlayan sistematik bir "açlık soykırımı" yürütmektedir. Bebeklerin açlıktan öldüğü, ameliyatların anestezi olmadan yapıldığı bir dünyada, İsrail’in bu pervasızlığına "dur" demeyen her güç, bu soykırımın suç ortağıdır. Gazze direnişi, sadece bir toprak parçasının değil, insanlık onurunun son kalesidir.

Zulüm çemberi sadece Filistin topraklarıyla sınırlı kalmamakta, tüm coğrafyamızı bir ateş çemberine almaktadır. ABD ile İsrail’in şubat ayında başlattığı ve İran topraklarını hedef alan doğrudan hava saldırıları, bölgeyi geri dönülemez bir felaketin eşiğine sürüklemiştir. Emperyalist güçlerin "demokrasi getirme" masalı adı altında yürüttüğü bu saldırılar, aslında İsrail’in bölgedeki "Büyük İsrail" hayallerine alan açma stratejisinden başka bir şey değildir.
ABD ve İsrail’in ayrıca ekonomik çıkarları uğruna yürüttüğü bu sömürü politikaları, masum insanların hayatına mal olan ağır katliamlarla sonuçlanıyor. Enerji kaynakları için dökülen bu kan ve gözyaşı, bölge halklarını derin bir acıya mahkum ediyor.

Ortadoğu’yu bir barut fıçısına çeviren bu müdahaleci politikalar, bölge halklarını birbirine kırdırmayı ve sömürü düzenini ebedi kılmayı amaçlamaktadır. Bizler biliyoruz ki; Bağdat’ta, Şam’da, Tahran’da veya Gazze’de patlayan her bomba, başta insanlığı olmak üzere İslam coğrafyasının birliğini ve beraberliğini hedef alan aynı kirli aklın ürünüdür.

Bugün Gazze’de bebekler katledilirken, Mescid-i Aksa’nın kapılarına kilit vurulurken Batı dünyasının takındığı bu "sağır edici" sessizlik, tesadüfi bir dış politika tercihi değildir. ABD’den Avrupa’ya, İsrail’in en üst düzey istihbarat ağlarına kadar uzanan Epstein Dosyaları, küresel sistemin nasıl bir şantaj ve kirli ilişkiler ağıyla esir alındığını açıkça afişe etmektedir.

Kendi halklarına "demokrasi ve insan hakları" dersi verenlerin, çocuk istismarı ve karanlık sırlar üzerinden kurulan bu ağlarda nasıl rehin alındıklarını ibretle izliyoruz. Bu dosyalar, İsrail’in her türlü hukuksuzluğuna karşı Batılı liderlerin neden "üç maymunu" oynadığının; neden soykırımı durdurmak yerine katliama silah taşıdığının en somut cevabıdır. Kirli dosyalarla elleri kolları bağlanmış, iradeleri teslim alınmış olanlar, Filistinli mazlumların hakkını savunamazlar! Onların sessizliği vicdanlarından değil, kapalı kapılar ardındaki utanç verici bağımlılıklarındandır. Bu kirli tezgahı bozacak olan tek güç, halkların feraseti ve onurlu duruşudur.

Buradan tüm dünyaya bir kez daha gür bir sesle haykırıyoruz:

Mescid-i Aksa’nın kapılarını derhal ve kayıtsız şartsız açın! İlk kıblemiz üzerindeki necis ellerinizi çekin!

Kirli dosyalarınızın, şantaj ağlarınızın ve gizli ajandalarınızın bedelini masum Filistin halkına ve İslam coğrafyasına ödetmenize izin vermeyeceğiz!

Ve buradan vicdan sahibi insanlara sesleniyoruz: Kınama mesajlarının, içi boş kâğıtların ve sahte gözyaşlarının hükmü bitmiştir. Gün birlik olma günüdür. Zulme karşı durmak başta İslam Dünyası olmak üzere bütün insanlığın sorumluluğudur. 18 yılı aşkın bir süredir devam eden Filistin ablukasını kırmak için bugüne kadar birçok kez denizden ve karadan girişimlerde bulunuldu. Abluka kırılana, Filistin halkı özgürleşene kadara da bu girişimler devam edecek. Özgürlük ve Sumud Filosu, ablukayı kırmak için nisan ayında yeniden Akdeniz’e açılmayı planlıyor.

Mescid-i Aksa özgürleşene, Gazze’de çocuklar korkusuzca gökyüzüne bakana ve bu küresel çete düzeni yerle bir olana dek susmayacağız, durmayacağız, geri adım atmayacağız!

Yaşasın Özgür ve Bağımsız Filistin!"

Ramazan ayı içerisinde yaşanan gelişmelere dikkat çekilen açıklamada, ibadethanelerin dokunulmazlığının korunmasının evrensel bir sorumluluk olduğu belirtildi. Açıklamada, kutsal mekânların siyasi ve askeri gerilimlerin dışında tutulması gerektiğinin altı çizildi.

Çankırı İnsani Yardım Vakfı yetkilileri, uluslararası toplumu daha duyarlı olmaya davet ederek, ibadet özgürlüğünün korunması adına gerekli adımların atılması gerektiğini dile getirdi. Yapılan çağrıda, Mescid-i Aksa’nın statüsüne saygı gösterilmesi ve bölgede barışın tesis edilmesi için ortak bir irade ortaya konulmasının önemine dikkat çekildi.

Vakıf, Filistin’de yaşanan gelişmelerin yakından takip edildiğini belirterek, insani ve hukuki hassasiyetlerin korunması adına çalışmalarını sürdüreceğini bildirdi.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.