Sakarya son günlerde hizmet projeleriyle değil, iki ağır iddiayla anılıyor. Biri ilçe belediyesinde, diğeri büyükşehirde… İki ayrı makam, iki ayrı başlık ama ortak bir mesele: Siyasette hukuk ve ahlak herkese eşit mi uygulanıyor?
İlk dosya Adapazarı Belediyesi ve belediye başkanı Mutlu Işıksu hakkında gündeme gelen “yasak ilişki” iddiaları. Bu konu herhangi bir sosyal medya söylentisi olarak başlamadı. Belediye içinden, özel kalem müdürünün ailesi tarafından dile getirilen ve mesajlaşmalara dayandırılan ciddi bir itham söz konusu. Yani ortada siyasi rakiplerin ürettiği sıradan bir polemik değil, doğrudan kurumun içinden gelen bir iddia var.
Belediye başkanlığı makamı yalnızca idari bir görev değildir; temsil makamıdır. Ahlaki güven, o koltuğun en önemli dayanağıdır. Bir belediye başkanının adı bu tür iddialarla yan yana geliyorsa, mesele “özel hayat” sınırını aşar ve doğrudan kurumsal itibarı ilgilendirir. Böyle durumlarda en küçük gölge bile makamı yıpratır.
Burada dikkat çeken asıl nokta ise Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tavrıdır. Geçmişte Kadir Topbaş ve Melih Gökçek gibi büyükşehir belediye başkanları, haklarında böylesine ağır iddialar yokken bile istifa ettirildi. Parti kurumsal itibarı önceledi ve hızlı karar aldı. Bugün ise Mutlu Işıksu için yalnızca “kesin ihraç talebiyle disipline sevk” kararı gündemde. Yani süreç zamana yayılıyor.
Sormak gerekir: Dün tereddütsüz işletilen irade bugün neden zayıf? Aynı standart neden uygulanmıyor?
Bir başka soru da Sakaryalı, partinin önemli isimlerinden Ali İhsan Yavuz için geçerli. Memleketindeki bu tartışma karşısında neden daha net bir tavır ortaya konulmuyor? Bu sessizlik kamuoyunda soru işaretlerini büyütüyor.
Öte yandan gündemde bir başka ciddi iddia daha var. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Yusuf Alemdar’ın özgeçmişinde yer alan Doğu Akdeniz Üniversitesi mezuniyetiyle ilgili tartışma… Üniversite yönetimi tarafından bu isimle bir kayıt ya da mezuniyet bulunmadığı yönünde açıklamalar gündeme yansıdı. Eğer bu doğruysa, bu basit bir teknik hata değil, kamuoyunu doğrudan ilgilendiren ciddi bir sorundur.
Üstelik Türkiye’de diploma meselesi zaten hassas bir başlık. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında sahte diploma iddiaları nedeniyle hukuki süreçler işlerken, benzer bir iddianın Sakarya’da görmezden gelinmesi kabul edilemez. Hukuk birine uygulanıp diğerine uygulanmıyorsa, orada adalet duygusu zedelenir.
Burada mesele kişiler değil, ilkedir. İddialar doğru ya da yanlış olabilir; elbette herkes için hukuki süreç işletilmelidir. Ancak süreçler eşit, şeffaf ve kararlı olmalıdır. Bir yerde ahlak vurgusu yapılıp diğer yerde susuluyorsa; bir dosyada hızla adım atılıp diğerinde bekleniyorsa, kamu vicdanı bunu not eder.
Sonuç olarak Sakarya iki ayrı ama benzer sınavla karşı karşıya. Biri ahlaki güven, diğeri liyakat ve doğruluk sınavı. Siyaset en çok çifte standardı affetmez. Ya herkes için aynı hukuk ve aynı hassasiyet işletilir ya da güven duygusu kalıcı biçimde zedelenir.
Unutulmamalıdır: Makamlar geçicidir, itibar kalıcıdır. Ve siyaset, eninde sonunda kamu vicdanında hüküm verir.
Kalın Sağlıcakla…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Okan GEÇGEL
İLKE Mİ, KİŞİYE GÖRE HUKUK MU?
Sakarya son günlerde hizmet projeleriyle değil, iki ağır iddiayla anılıyor. Biri ilçe belediyesinde, diğeri büyükşehirde… İki ayrı makam, iki ayrı başlık ama ortak bir mesele: Siyasette hukuk ve ahlak herkese eşit mi uygulanıyor?
İlk dosya Adapazarı Belediyesi ve belediye başkanı Mutlu Işıksu hakkında gündeme gelen “yasak ilişki” iddiaları. Bu konu herhangi bir sosyal medya söylentisi olarak başlamadı. Belediye içinden, özel kalem müdürünün ailesi tarafından dile getirilen ve mesajlaşmalara dayandırılan ciddi bir itham söz konusu. Yani ortada siyasi rakiplerin ürettiği sıradan bir polemik değil, doğrudan kurumun içinden gelen bir iddia var.
Belediye başkanlığı makamı yalnızca idari bir görev değildir; temsil makamıdır. Ahlaki güven, o koltuğun en önemli dayanağıdır. Bir belediye başkanının adı bu tür iddialarla yan yana geliyorsa, mesele “özel hayat” sınırını aşar ve doğrudan kurumsal itibarı ilgilendirir. Böyle durumlarda en küçük gölge bile makamı yıpratır.
Burada dikkat çeken asıl nokta ise Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tavrıdır. Geçmişte Kadir Topbaş ve Melih Gökçek gibi büyükşehir belediye başkanları, haklarında böylesine ağır iddialar yokken bile istifa ettirildi. Parti kurumsal itibarı önceledi ve hızlı karar aldı. Bugün ise Mutlu Işıksu için yalnızca “kesin ihraç talebiyle disipline sevk” kararı gündemde. Yani süreç zamana yayılıyor.
Sormak gerekir: Dün tereddütsüz işletilen irade bugün neden zayıf? Aynı standart neden uygulanmıyor?
Bir başka soru da Sakaryalı, partinin önemli isimlerinden Ali İhsan Yavuz için geçerli. Memleketindeki bu tartışma karşısında neden daha net bir tavır ortaya konulmuyor? Bu sessizlik kamuoyunda soru işaretlerini büyütüyor.
Öte yandan gündemde bir başka ciddi iddia daha var. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Yusuf Alemdar’ın özgeçmişinde yer alan Doğu Akdeniz Üniversitesi mezuniyetiyle ilgili tartışma… Üniversite yönetimi tarafından bu isimle bir kayıt ya da mezuniyet bulunmadığı yönünde açıklamalar gündeme yansıdı. Eğer bu doğruysa, bu basit bir teknik hata değil, kamuoyunu doğrudan ilgilendiren ciddi bir sorundur.
Üstelik Türkiye’de diploma meselesi zaten hassas bir başlık. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında sahte diploma iddiaları nedeniyle hukuki süreçler işlerken, benzer bir iddianın Sakarya’da görmezden gelinmesi kabul edilemez. Hukuk birine uygulanıp diğerine uygulanmıyorsa, orada adalet duygusu zedelenir.
Burada mesele kişiler değil, ilkedir. İddialar doğru ya da yanlış olabilir; elbette herkes için hukuki süreç işletilmelidir. Ancak süreçler eşit, şeffaf ve kararlı olmalıdır. Bir yerde ahlak vurgusu yapılıp diğer yerde susuluyorsa; bir dosyada hızla adım atılıp diğerinde bekleniyorsa, kamu vicdanı bunu not eder.
Sonuç olarak Sakarya iki ayrı ama benzer sınavla karşı karşıya. Biri ahlaki güven, diğeri liyakat ve doğruluk sınavı. Siyaset en çok çifte standardı affetmez. Ya herkes için aynı hukuk ve aynı hassasiyet işletilir ya da güven duygusu kalıcı biçimde zedelenir.
Unutulmamalıdır: Makamlar geçicidir, itibar kalıcıdır. Ve siyaset, eninde sonunda kamu vicdanında hüküm verir.
Kalın Sağlıcakla…