Anahtar Parti Çankırı İl Başkanı Avukat Burak AK, İran’daki askeri gerilim ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından petrol fiyatlarında yaşanan sert yükselişin Türkiye ekonomisindeki kırılganlıkları yeniden ortaya çıkardığını söyledi. AK, ekonomi yönetiminin bu gelişmelere karşı hazırlıksız yakalandığını belirterek dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Haber Giriş Tarihi: 10.03.2026 22:43
Haber Güncellenme Tarihi: 11.03.2026 08:17
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.olay18.com/
Anahtar Parti Çankırı İl Başkanı Avukat Burak AK, İran’da başlayan askeri gerilim ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından küresel petrol fiyatlarında yaşanan sert yükselişin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. AK, yaşanan gelişmelerin Türkiye ekonomisindeki kırılganlıkları yeniden görünür hale getirdiğini belirterek, ekonomi yönetiminin bu süreci öngöremediğini ve gerekli hazırlıkları zamanında yapamadığını savundu.
AK, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 12 Şubat 2026 tarihli enflasyon raporunda Brent petrol fiyatı için 2026 yılı tahmininin 60,9 dolar olarak açıklandığını hatırlattı. Öte yandan Eylül 2025’te açıklanan Orta Vadeli Program’da ise petrol fiyatının 65 dolar seviyesinde öngörüldüğünü belirten AK, İran’da 28 Şubat’ta başlayan ABD ve İsrail destekli askeri operasyonların ardından yaşanan gelişmelerle petrol fiyatının 91 dolara kadar yükseldiğini ifade etti.
Bu tabloya dikkat çeken AK, söz konusu artışın Merkez Bankası’nın baz aldığı varsayımlarla karşılaştırıldığında yaklaşık yüzde 49,42 oranında ciddi bir sapmaya işaret ettiğini söyledi. Enerjide büyük ölçüde dışa bağımlı bir ekonomi için bu durumun basit bir tahmin hatası olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan AK, bunun doğrudan makroekonomik dengeleri sarsabilecek stratejik bir kırılma olduğunu dile getirdi.
Yılın ilk üç ayında oluşan bileşik enflasyonun yüzde 11,18 seviyesine ulaştığını hatırlatan AK, mevcut tablo karşısında yıl sonu enflasyon hedeflerinin fiilen ulaşılması zor bir noktaya geldiğini savundu. İktidarın hedef aralığını revize ederken nokta hedefini korumasının ise çelişkili bir yaklaşım olduğunu belirten AK, bu durumun piyasalara güven vermediğini ifade etti.
AK ayrıca petrol fiyatı tahminlerinde yalnızca arz-talep dengesine odaklanıldığını, jeopolitik risklerin ise yeterince hesaba katılmadığını söyledi. ABD ile İran arasındaki gerilimin uzun süredir tırmandığını ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması senaryosunun yıllardır konuşulan bir risk olduğunu hatırlatan AK, Türkiye gibi enerji maliyetlerine son derece duyarlı bir ülkenin bu gelişmeleri göz ardı etmesinin kabul edilemez olduğunu dile getirdi.
Açıklamasında petrol fiyatlarındaki artışın vatandaş üzerindeki etkisini sınırlamak amacıyla uygulanan Eşel Mobil Sistemi üzerinden sağlanan ÖTV desteğine de değinen AK, bu uygulamanın kısa vadede doğru bir müdahale olduğunu belirtti. Ancak bu durumun bütçe dengeleri açısından orta vadede ciddi maliyetler doğurabileceğini ifade eden AK, akaryakıttan elde edilen ÖTV gelirlerindeki düşüşün kamu maliyesi üzerinde baskı oluşturabileceğini söyledi.
AK, yaşanan gelişmelerin “beklenmedik bir şok” olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek, bunun aylar öncesinden sinyalleri verilen bir risk olduğunu dile getirdi. Bu nedenle yaşananların “siyah kuğu” olarak tanımlanmasının kurumsal sorumluluktan kaçmak anlamına geleceğini savundu.
Açıklamasının sonunda Türkiye’nin makroekonomik yönetim anlayışında köklü bir değişime ihtiyaç olduğunu vurgulayan AK, güçlü kurumsal yapıların yeniden inşa edilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin günü kurtaran geçici müdahaleler yerine uzun vadeli planlama yapabilen, öngörü kapasitesi yüksek ve şeffaf bir ekonomi yönetimine ihtiyaç duyduğunu belirten AK, bu kapsamda Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) yeniden kurulması gerektiğini söyledi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ANAHTAR PARTİ'DEN EKONOMİ UYARISI
Anahtar Parti Çankırı İl Başkanı Avukat Burak AK, İran’daki askeri gerilim ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından petrol fiyatlarında yaşanan sert yükselişin Türkiye ekonomisindeki kırılganlıkları yeniden ortaya çıkardığını söyledi. AK, ekonomi yönetiminin bu gelişmelere karşı hazırlıksız yakalandığını belirterek dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Anahtar Parti Çankırı İl Başkanı Avukat Burak AK, İran’da başlayan askeri gerilim ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından küresel petrol fiyatlarında yaşanan sert yükselişin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. AK, yaşanan gelişmelerin Türkiye ekonomisindeki kırılganlıkları yeniden görünür hale getirdiğini belirterek, ekonomi yönetiminin bu süreci öngöremediğini ve gerekli hazırlıkları zamanında yapamadığını savundu.
AK, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 12 Şubat 2026 tarihli enflasyon raporunda Brent petrol fiyatı için 2026 yılı tahmininin 60,9 dolar olarak açıklandığını hatırlattı. Öte yandan Eylül 2025’te açıklanan Orta Vadeli Program’da ise petrol fiyatının 65 dolar seviyesinde öngörüldüğünü belirten AK, İran’da 28 Şubat’ta başlayan ABD ve İsrail destekli askeri operasyonların ardından yaşanan gelişmelerle petrol fiyatının 91 dolara kadar yükseldiğini ifade etti.
Bu tabloya dikkat çeken AK, söz konusu artışın Merkez Bankası’nın baz aldığı varsayımlarla karşılaştırıldığında yaklaşık yüzde 49,42 oranında ciddi bir sapmaya işaret ettiğini söyledi. Enerjide büyük ölçüde dışa bağımlı bir ekonomi için bu durumun basit bir tahmin hatası olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan AK, bunun doğrudan makroekonomik dengeleri sarsabilecek stratejik bir kırılma olduğunu dile getirdi.
Yılın ilk üç ayında oluşan bileşik enflasyonun yüzde 11,18 seviyesine ulaştığını hatırlatan AK, mevcut tablo karşısında yıl sonu enflasyon hedeflerinin fiilen ulaşılması zor bir noktaya geldiğini savundu. İktidarın hedef aralığını revize ederken nokta hedefini korumasının ise çelişkili bir yaklaşım olduğunu belirten AK, bu durumun piyasalara güven vermediğini ifade etti.
AK ayrıca petrol fiyatı tahminlerinde yalnızca arz-talep dengesine odaklanıldığını, jeopolitik risklerin ise yeterince hesaba katılmadığını söyledi. ABD ile İran arasındaki gerilimin uzun süredir tırmandığını ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması senaryosunun yıllardır konuşulan bir risk olduğunu hatırlatan AK, Türkiye gibi enerji maliyetlerine son derece duyarlı bir ülkenin bu gelişmeleri göz ardı etmesinin kabul edilemez olduğunu dile getirdi.
Açıklamasında petrol fiyatlarındaki artışın vatandaş üzerindeki etkisini sınırlamak amacıyla uygulanan Eşel Mobil Sistemi üzerinden sağlanan ÖTV desteğine de değinen AK, bu uygulamanın kısa vadede doğru bir müdahale olduğunu belirtti. Ancak bu durumun bütçe dengeleri açısından orta vadede ciddi maliyetler doğurabileceğini ifade eden AK, akaryakıttan elde edilen ÖTV gelirlerindeki düşüşün kamu maliyesi üzerinde baskı oluşturabileceğini söyledi.
AK, yaşanan gelişmelerin “beklenmedik bir şok” olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek, bunun aylar öncesinden sinyalleri verilen bir risk olduğunu dile getirdi. Bu nedenle yaşananların “siyah kuğu” olarak tanımlanmasının kurumsal sorumluluktan kaçmak anlamına geleceğini savundu.
Açıklamasının sonunda Türkiye’nin makroekonomik yönetim anlayışında köklü bir değişime ihtiyaç olduğunu vurgulayan AK, güçlü kurumsal yapıların yeniden inşa edilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin günü kurtaran geçici müdahaleler yerine uzun vadeli planlama yapabilen, öngörü kapasitesi yüksek ve şeffaf bir ekonomi yönetimine ihtiyaç duyduğunu belirten AK, bu kapsamda Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) yeniden kurulması gerektiğini söyledi.
En Çok Okunan Haberler