Uygulamalarımız appstore googleplay

ÇAKÜLÜ AKADEMİSYENDEN KANSER TEŞHİSİNDE EZBER BOZAN ÇALIŞMA

Çankırı Karatekin Üniversitesi’nde görev yapan Doç. Dr. Melike Bilgi Kamaç’ın da yer aldığı bilimsel çalışma, yumurtalık kanserinin erken teşhisinde dikkat çeken bir yeniliği gündeme taşıdı. Geliştirilen biyosensör sistemi, hızlı sonuç alma özelliğiyle sağlık alanında önemli bir potansiyel ortaya koyarken, çalışma ulusal basında da geniş yankı buldu.

Haber Giriş Tarihi: 14.09.2026 22:04
Haber Güncellenme Tarihi: 14.09.2026 22:04
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.olay18.com/
ÇAKÜLÜ AKADEMİSYENDEN KANSER TEŞHİSİNDE EZBER BOZAN ÇALIŞMA

Çankırı Karatekin Üniversitesi (ÇAKÜ) Fen Fakültesi Analitik Kimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Melike Bilgi Kamaç’ın da yer aldığı bilimsel çalışma, yumurtalık kanserinin erken teşhisinde önemli bir gelişmeyi gündeme taşıdı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) akademisyenleriyle birlikte yürütülen araştırmada geliştirilen biyosensör sistemi, kısa sürede sonuç verebilmesi ve düşük maliyetli üretim potansiyeliyle dikkat çekti. Çalışma, Anadolu Ajansı tarafından da haberleştirilerek ulusal basında geniş yer buldu.

Yumurtalık kanseri, erken dönemde belirti vermemesi nedeniyle teşhis edilmesi güç hastalıklar arasında yer alıyor. Bu nedenle hastalığın erken aşamada tespit edilmesine yönelik geliştirilen yeni teknolojiler, hem tanı sürecinin hızlandırılması hem de tedavinin daha etkin şekilde takip edilebilmesi açısından önem taşıyor.

Çankırı Karatekin Üniversitesi Fen Fakültesi Analitik Kimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Melike Bilgi Kamaç ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kemal Sezgintürk’ün yer aldığı proje ekibi de bu alanda dikkat çeken bir çalışmaya imza attı.

TÜBİTAK desteğiyle başlayan araştırma

Araştırmanın temelleri 2018 yılında TÜBİTAK 1001 Programı kapsamında alınan destekle atıldı. Yürütülen çalışmalar sonucunda, yumurtalık kanserinin erken teşhisinde kullanılabilecek biyobelirteçlerin tespitine yönelik elektrokimyasal biyosensör sistemleri geliştirildi.

Araştırmacıların üzerinde çalıştığı sistemin öne çıkan özelliklerinden biri ise ölçüm süresinin oldukça kısa olması. Geliştirilen biyosensör teknolojisiyle yaklaşık 20-30 saniye içerisinde sonuç alınabilmesi hedefleniyor.

Sistem, laboratuvar ortamında gerçekleştirilen geleneksel ve zaman alıcı analizlere alternatif oluşturabilecek “hasta başı testler” açısından da önemli bir potansiyel taşıyor. Böylece gerekli teknolojik ve klinik süreçlerin tamamlanmasının ardından, sağlık çalışanlarının hastaya daha yakın bir noktada hızlı ölçüm yapabilmesinin önü açılabilecek.

Bir damla kanla hızlı ölçüm hedefleniyor

Doç. Dr. Melike Bilgi Kamaç, Anadolu Ajansı’na verdiği röportajda çalışmanın temel özelliklerine ilişkin önemli bilgiler paylaştı.

Kamaç, geliştirilen biyosensör sisteminin çalışma mantığının kan şekeri ölçüm cihazlarında kullanılan sistemlere benzer şekilde tasarlandığını belirtti. Buna göre, uygun şekilde geliştirilmiş test çubukları aracılığıyla bir damla kan üzerinden hızlı ölçüm yapılabilmesi amaçlanıyor.

Araştırmacılar açısından burada öne çıkan noktanın yalnızca ölçümün yapılması değil, bunun daha kısa sürede ve daha düşük maliyetle gerçekleştirilebilmesi olduğu ifade edildi.

Geleneksel yöntemlerde bazı analizlerin laboratuvar ortamında, uzman personel ve gelişmiş cihazlar kullanılarak gerçekleştirildiğini belirten Kamaç, geliştirdikleri sistemin bu süreci hızlandırabilecek bir alternatif olabileceğine dikkat çekti.

Sadece teşhis için kullanılmayacak

Çalışmanın dikkat çeken yönlerinden biri de kullanım amacının yalnızca yumurtalık kanserinin erken teşhisiyle sınırlı olmaması.

Geliştirilen biyosensör teknolojisinin, hastalık tanısı konulduktan sonra tedavinin etkinliğinin takip edilmesinde de kullanılabilmesi hedefleniyor. Özellikle tedavi sürecinde hastanın durumundaki değişimlerin hızlı şekilde izlenebilmesi, geliştirilen sistemin gelecekteki kullanım alanları arasında değerlendiriliyor.

Kamaç, mevcut bazı rutin testlerin maliyet, uzman personel ihtiyacı ve sonuçların alınma süresi açısından çeşitli sınırlılıklar taşıdığını belirterek, geliştirdikleri sistemin daha hızlı ve düşük maliyetli bir seçenek oluşturabileceğini ifade etti.

Dört farklı biyobelirteç aynı anda ölçülebilecek

Araştırma ekibinin çalışmaları bununla da sınırlı kalmadı. 2022 yılında kabul edilen ikinci TÜBİTAK 1001 projesi kapsamında, yumurtalık kanseriyle ilişkili dört farklı potansiyel biyobelirtecin aynı anda ölçülebilmesine yönelik çalışmalar yürütüldü.

Bu kapsamda kullanılan test çubuklarının da yerli imkânlarla laboratuvar ortamında üretilmesi üzerinde çalışıldı.

Kamaç, glikometrelerde kullanılan ve çoğunlukla yurt dışından temin edilen test çubuklarının maliyetine dikkat çekerek, proje kapsamında bu teknolojinin laboratuvar ortamında ekip tarafından üretildiğini aktardı.

Geliştirilen elektrotların birden fazla biyobelirteci eş zamanlı olarak ölçebilecek şekilde tasarlanmasıyla, tek bir test üzerinden daha kapsamlı veriler elde edilmesi amaçlandı.

Bu yaklaşım, gelecekte kişiye yönelik sağlık uygulamalarında daha hızlı ve pratik ölçüm sistemlerinin geliştirilmesi açısından da önem taşıyor.

Patent ve ticarileştirme süreci devam ediyor

Proje kapsamında geliştirilen elektrot üretim yöntemleri ile yumurtalık kanseri biyobelirteçlerinin tespitine yönelik tek kullanımlık, düşük maliyetli elektrokimyasal panel sistemleri için patent başvuruları da gerçekleştirildi.

Çalışmanın bilimsel aşamalarının yanı sıra patent ve ticarileştirme süreçlerinin de devam ettiği bildirildi.

Ürünün ilerleyen süreçlerde ticarileştirilebilmesi durumunda kullanım alanının genişlemesi bekleniyor. Geliştirilen teknolojinin kliniklerde sağlık profesyonellerinin kullanımına sunulmasının yanı sıra, gerekli onay ve süreçlerin tamamlanması halinde daha geniş kullanıcı kitlesine ulaşabilecek bir ürüne dönüşmesi hedefleniyor.

Ancak söz konusu sistemin günlük kullanıma sunulabilmesi için bilimsel araştırmaların yanı sıra gerekli doğrulama, ruhsatlandırma ve diğer sağlık teknolojisi süreçlerinin tamamlanması gerekiyor.

Nörolojik hastalıklar için de araştırmalar yürütülüyor

Doç. Dr. Melike Bilgi Kamaç’ın bilimsel çalışmaları yumurtalık kanseri biyobelirteçleriyle de sınırlı değil. Araştırmacı, nörolojik süreçlerle ilişkili biyobelirteçlerin tespit edilmesine yönelik çalışmalar da yürütüyor.

Kamaç’ın 2023 ve 2026 yıllarında yüksek etki faktörüne sahip uluslararası indeksli dergilerde yayımlanan bilimsel çalışmalarının, uluslararası bilim kuruluşu Sigma Xi Araştırma Bilimsel Onur Topluluğunun da dikkatini çektiği belirtildi.

Bu çalışmaların ardından Kamaç’ın Sigma Xi’ye tam üye olarak kabul edilmesi, yürüttüğü bilimsel araştırmalar açısından önemli bir uluslararası takdir olarak değerlendirildi.

ÇAKÜ’nün bilimsel çalışmalarına dikkat çekti

ÇAKÜ’lü akademisyen Doç. Dr. Melike Bilgi Kamaç’ın ÇOMÜ akademisyenleriyle birlikte yürüttüğü çalışma, yalnızca bilimsel çevrelerde değil, ulusal basında da gündeme geldi.

Anadolu Ajansı’nın çalışmaya ilişkin haberiyle birlikte geliştirilen biyosensör sistemi kamuoyuna duyurulurken, yumurtalık kanserinin erken teşhisinde kullanılabilecek hızlı test teknolojileri yeniden gündeme taşındı.

Yaklaşık 20-30 saniyede sonuç verebilme potansiyeli, aynı anda birden fazla biyobelirteci ölçebilmesi, tek kullanımlık olarak tasarlanması ve düşük maliyetli üretim hedefi, projeyi öne çıkaran başlıca unsurlar arasında bulunuyor.

Çankırı Karatekin Üniversitesi’nin de içinde yer aldığı bu bilimsel çalışma, üniversitelerde yürütülen araştırmaların sağlık teknolojilerine sağlayabileceği katkıyı ortaya koyarken, geliştirilen biyosensör sisteminin gelecekte yumurtalık kanserinin erken teşhisi ve tedavi sürecinin takibinde önemli bir araç olup olmayacağı ise devam eden bilimsel ve ticarileştirme süreçlerinin ardından daha netlik kazanacak.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.