KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZLIK, İSTANBUL'UN SESSİZ GERÇEĞİ
KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZLIK, İSTANBUL'UN SESSİZ GERÇEĞİ
KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZLIK, İSTANBUL'UN SESSİZ GERÇEĞİ
Haber Giriş Tarihi: 23.08.2025 17:20
Haber Güncellenme Tarihi: 23.08.2025 17:02
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.olay18.com/
Geçtiğimiz gün bir haber gördüm; İstanbul’da 943 bin kişi yalnız yaşıyormuş. Dile kolay… Neredeyse bir milyon insan, bu dev şehirde tek başına hayat sürüyor. Kimi evinde tek başına bir kahve içiyor, kimi akşam yemeğini yalnız yiyor, kimi de günün yorgunluğunu kendi sessizliğinde atıyor. Kulağa hüzünlü geliyor değil mi? Ama mesele o kadar basit değil. Çünkü bu yalnızlık, öyle “yapayalnız kalmış” bir yalnızlık değil. Çoğu zaman seçilmiş, anlamlı ve huzurlu bir yalnızlık. Sessiz ama sahici. İnsan bazen yalnızken kendini daha iyi duyar; ne istediğini, ne istemediğini, nereye gitmek istediğini… Kalabalığın içindeki yalnızlık ise çok daha yorucu, daha yıpratıcıdır. Bakın etrafınıza… Birçok evde kalabalık bir hayat yaşanıyor gibi görünüyor. Anne, baba, çocuklar, belki büyükanne… Ama o evlerde ne gerçek sohbet var ne göz teması. Sadece birlikte olunuyor, ama kimse kimseye “gerçekten” dokunmuyor. Aynı masada yemek yiyip birbirinin yüzüne bile bakmayan insanlar tanıyorum. Anlatmak isteyen var, dinleyen yok. Konuşan çok, sözü yarım kalan daha da fazla. İşte bu yüzden bazen yalnız yaşamak, kalabalık içinde kaybolmaktan daha sağlıklıdır. Çünkü kaliteli yalnızlık diye bir şey var ve bu gerçek. Her yalnızlık kötü değildir, her beraberlik de iyi değildir. Toplum olarak yalnızlıktan korkarız. Sanki yalnız olmak eksiklikmiş gibi… Oysa aynı evde yıllarca yaşayan insanlar, çocuklar için, maddiyat için ya da “ne derler” korkusuyla bir arada dururlar ama ruhen kilometrelerce uzaktırlar. Bu, yalnızlıktan çok daha ağır, daha karanlık bir yük. 943 bin kişi yalnız yaşıyor, evet. Ama ben asıl yalnızlığı, iki kişinin yan yana oturup tek kelime etmediği anlarda görüyorum. O anlar daha sessiz, daha karanlık. Bazen kendine bir kahve yapıp, müziğini açıp, kimseye hesap vermeden oturmak; bir hayatı paylaşırken içten içe yok olmak kadar zor değildir. Bunu yaşayan bilir. Belki de artık yalnızlıktan korkmamalıyız. Korkmamız gereken şey, birlikteyken bile yalnız kalmak. “Yalnızlık seçilen bir sığınak, tek başınalık ise uzun bir yolculuktur; ikisi de insanın kendisiyle yüzleşmesidir.”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZLIK, İSTANBUL'UN SESSİZ GERÇEĞİ
KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZLIK, İSTANBUL'UN SESSİZ GERÇEĞİ
Geçtiğimiz gün bir haber gördüm; İstanbul’da 943 bin kişi yalnız yaşıyormuş. Dile kolay… Neredeyse bir milyon insan, bu dev şehirde tek başına hayat sürüyor. Kimi evinde tek başına bir kahve içiyor, kimi akşam yemeğini yalnız yiyor, kimi de günün yorgunluğunu kendi sessizliğinde atıyor. Kulağa hüzünlü geliyor değil mi? Ama mesele o kadar basit değil. Çünkü bu yalnızlık, öyle “yapayalnız kalmış” bir yalnızlık değil. Çoğu zaman seçilmiş, anlamlı ve huzurlu bir yalnızlık. Sessiz ama sahici. İnsan bazen yalnızken kendini daha iyi duyar; ne istediğini, ne istemediğini, nereye gitmek istediğini… Kalabalığın içindeki yalnızlık ise çok daha yorucu, daha yıpratıcıdır. Bakın etrafınıza… Birçok evde kalabalık bir hayat yaşanıyor gibi görünüyor. Anne, baba, çocuklar, belki büyükanne… Ama o evlerde ne gerçek sohbet var ne göz teması. Sadece birlikte olunuyor, ama kimse kimseye “gerçekten” dokunmuyor. Aynı masada yemek yiyip birbirinin yüzüne bile bakmayan insanlar tanıyorum. Anlatmak isteyen var, dinleyen yok. Konuşan çok, sözü yarım kalan daha da fazla. İşte bu yüzden bazen yalnız yaşamak, kalabalık içinde kaybolmaktan daha sağlıklıdır. Çünkü kaliteli yalnızlık diye bir şey var ve bu gerçek. Her yalnızlık kötü değildir, her beraberlik de iyi değildir. Toplum olarak yalnızlıktan korkarız. Sanki yalnız olmak eksiklikmiş gibi… Oysa aynı evde yıllarca yaşayan insanlar, çocuklar için, maddiyat için ya da “ne derler” korkusuyla bir arada dururlar ama ruhen kilometrelerce uzaktırlar. Bu, yalnızlıktan çok daha ağır, daha karanlık bir yük. 943 bin kişi yalnız yaşıyor, evet. Ama ben asıl yalnızlığı, iki kişinin yan yana oturup tek kelime etmediği anlarda görüyorum. O anlar daha sessiz, daha karanlık. Bazen kendine bir kahve yapıp, müziğini açıp, kimseye hesap vermeden oturmak; bir hayatı paylaşırken içten içe yok olmak kadar zor değildir. Bunu yaşayan bilir. Belki de artık yalnızlıktan korkmamalıyız. Korkmamız gereken şey, birlikteyken bile yalnız kalmak. “Yalnızlık seçilen bir sığınak, tek başınalık ise uzun bir yolculuktur; ikisi de insanın kendisiyle yüzleşmesidir.”
En Çok Okunan Haberler