Uygulamalarımız appstore googleplay

ÖCALAN'A HESAP SORAN ŞEHİT EŞİ YILDIZ HEMŞİRE ÇANKIRI TERÖRLE MÜCADELE KAHRAMANLARI DERNEĞİ'Nİ ZİYARET ETTİ

Haber Giriş Tarihi: 12.03.2023 19:08
Haber Güncellenme Tarihi: 12.03.2023 19:13
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.olay18.com/
ÖCALAN'A HESAP SORAN ŞEHİT EŞİ YILDIZ HEMŞİRE ÇANKIRI TERÖRLE MÜCADELE KAHRAMANLARI DERNEĞİ'Nİ ZİYARET ETTİ
Takvimler 23 Eylül 1995'i gösteriyordu. Astsubay Murat Namdar, eşi Hemşire Yıldız Namdar, 11 aylık oğulları Buğrahan, babası ve halasıyla birlikte görev yaptığı Erzincan'dan çok özlediği annesini görmek için Mersin Bozyazı'ya gidiyordu. Erzincan çıkışında askeri üniformalı kişiler tarafından yolları kesildi. Yıldız hemşire bir tuhaflık olduğunu farketti, “Murat bunlar terörist” dedi. Murat Astsubay eşinin ellerini tuttu, “Sakin ol hayatım, bir şey yok” karşılığını verdi. Sivas'ın Zara ilçesi yakınlarında tekrar yolları kesildi, ama bu sefer şalvarlı poşulu teröristler tarafından. Ve Murat Astsubayı ailesinin gözleri önünde götürüp, katlettiler. Terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'ın gözlerinin içine bakarak, "Biz size ne yaptık?" diye sormuştu. Öcalan sadece "Acılarını paylaşıyorum" diyebilmişti. Öcalan'ın İmralı'da yargılandığı duruşmaların üçüncü gününde, eşi Murat Namdar'ın gözleri önünde şehit edilişini ağlayarak anlatmasıyla mahkeme başkanını da salondakileri de ağlatan şehit eşi Yıldız Namdar, bugün oğlu Buğrahan'la birlikte Çankırı'ya geldi ve Çankırı Terörle Mücadele Kahramanları Derneği'ni ziyaret etti. Dernek yönetimi ve üyelerin hazır bulunduğu ziyarette Yıldız hemşire, yaşadığı o acı günleri gözleri dolu dolu anlattı. Olay 18'e o kara günü anlatırken Yıldız hemşire o günleri yeniden yaşıyordu. "23 Eylül 1995 yılında eşim Astsubaydı ben hemşireydim. Bebeğimiz 11 aylık olmuştu. Kayınvalidemi ziyarete gidiyorduk." derken Yıldız hemşirenin gözleri dolu doluydu. "Yolda giderken teröristler yolumuzu kestiler. Benim yanımda eşimi şehit ettiler. 1995 yılları o dönemler terörün çok yoğun olduğu ve yolların kesildiği bir süreçti aslında. Eşim de çok dikkat eden bir insandı ama biz yolda giderken önce arabamız bozuldu tamirden yeni çıkmasına rağmen. Geceye kalmamak için acele ederken asker kıyafeti giymişti teröristler anlayamadık. Ona kimlik sordular. Kimlik sorunca biz acele ediyoruz diye eşim, Uzman Çavuş kıyafetli birine "Oğlum ben Astsubayım, adım Murat." dedi. Kimliğini de gösterdi. Oradaki kişi değişik bir bakış tarzıyla kafasını salladı ve "Tamam tamam siz gidin." dedi. İleriye bildirmiş. Biraz daha yol aldık, şalvarlı poşulu ve ellerinde Keleşleri olan teröristler yolumuzu kestiler. Başka araçları da durdurmuşlardı. Eşimi şehit ettiler. Eşim 25 yaşındaydı ama adam gibi adam, kahraman bir askerdi. Ben yalvardım eşimi indirdiklerinde, adamlara yalvardım aşağı indim de. Eşim beni arabaya bindirdi ve onlara "Derdiniz benimle, beni götürebilirsiniz ama aileme dokunmayın." dedi. Silahı olmasına rağmen silahını da arka camdan içeri atmıştı. Biz olmasaydık kullanırdı fakat bize dokunmasınlar diye kendini feda etti direnmedi." Bugünkü ziyareti hakkında düşüncelerini sorduğumuzda ise Yıldız hemşirenin gözlerinde umut vardı. "Şehit aileleri ve gaziler bu ülke için çok önemli. Herkes çok büyük bedeller ödedi. Ben nasıl tek başıma bu kadar acıyı çekiyorsam bir şehidin annesi, şehidin babası, şehidin çocuğu, şehidin kardeşi, şehidin abisi, şehidin akrabaları herkes aynı acıyı yaşıyor. Hissediyorsunuz ya bunu yüreğinizde, gittiğim yerde de o insanlarla acılarımızı paylaşmak istedim, onlarla birlikte olmak istedim. Okan kardeşimle Şenol beyle de organizasyonlarda tanıştık onlar da çok duyarlı insanlar. Demişlerdi, "Sizi bir gün Çankırı'ya bekleriz.", ben de yarın Ankara'da bir organizasyon vardı, burası da yakındı, başka da zamanım olamayacaktı. Onları ziyaret etmek istedim, görmek istedim. Onun için onların yanına geldim, ziyaret ettim, yarın da kısmet olursa diğer şehitlerimizin anma törenine katılacağız Ankara'da." Şehit eşinin son arzusunun annesinin çayını içmek olduğunu ancak o son çayını içemeden şehit olduğunu anlatan Yıldız hemşire o günden beri çay içmediğini de sözlerine ekledi. Bursa'da yaşayan Yıldız hemşirenin bir gün telefonu çalar, arayan 22. dönem Bursa Milletvekili Faruk Anbarcıoğlu'dur ve Yıldız hemşireye kendisi ve şehit eşi için bir şiir yazmak istediğini söyler. Teklifi kabul eden Yıldız hemşire, şiiri çok beğenir. ÇAY İÇMEYEN HEMŞİRE isimli şiiri sizler için paylaşıyoruz. ÇAY İÇMEYEN HEMŞİRE Vurur gümbür gümbür davulun tokmağı, düğün dernek kurulur Mutluluğa giden yuva kurmak için halay çeker delikanlılar Bir elde beyaz diğer elde kırmızı mendil İmzalar atılır nikah defterine beyaz duvak açılır Yağız bir Murat Yıldız’ına ulaşmak için Heyecanlıdır Yıldız Hemşire Astsubay Murat’ına kavuşmak için Biter düğün biter eğlence, evli evine gider köylü köyüne Murat Astsubay ve Yıldız Hemşire nihayet kavuşurlar bir birine Her akşam üzeri elinde bir gonca gül Murat Astsubay eve gelir Çay çoktan hazırdır yemek sonrası sohbeti demlemeye bir demlik çay Sıhhat verir huzur verir yorgun bedenlere Ne sıcağı Erzincan’ın ne de soğuğu soldurmaz bu mutluluğu Günler ayları kovalar mutluluktur hep yaşadıkları Ve bir gün bir güneş doğar hanelerine Buğrahan gelir o gün dünyaya Yükselir sevinç çığlıkları semaya Günler günleri kovalar aylar ayları büyümektedir artık çok sevdikleri Biricik nur topu evlatları sıla hasreti düşer yüreklere Ana eli öpme vakti gelmiştir artık koyulurlar Erzincan’dan çileli yollara Yazmaz olası takvimler o gün 23 Eylül 1995 i yazar Siyah bir araba Erzincan’ dan yola çıkar Kaç çay molasıdır ey yolcu söyle Erzincan Sivas arası Kızıldağ geçit verir mi yolcusuna Nerede konaklanır nerede içilir çaylar Yorgunluk çayları nerede yudumlanır Bilinmez ki kader nerede içirecek çayları Yollar tuzak yollar pusu yollar vatan hainleriyle dolu Sivas'ta yemek sonrası bir demlik çay bekler Murat Astsubayı Kızıldağ’ da akşam alacası Bugün daha kara daha soğuk bugün Kızıldağ Kızıldağ ürpertiyor bugün yürekleri Kucağında on bir aylık bir bebek bir annenin acı feryatları İnletiyor Zara’yı inletiyor Kızıldağ’ı Kaleşnikof mermi sesleri yırtar hain karanlığı Beş fidan düşer birer birer Sivas'ta kara topraklara Beş vatan evladı beş anasının kuzusu beş Aslan Parçası Murat Ast Subay’da beş hain kurşun Beş ocak söner Kızıldağ’ da vatana adanmış beş kurban Beş Bayrak, Beş Kahraman, Beş Vatan Tütmez artık o ocaklarda duman söner ocaklar, söner kandiller Her gün yas her gün keder Gömülür yüreklere hüzünler Murat Ast Subay’a Kısmet olmaz son günde Ne bir demlik ne de bir bardak çay En büyük kısmetmiş meğer yiğit kahramana Çay yerine şehadet şerbeti içmek Çoktan kesilmiştir o gün Cennete bilet İçilmediyse mademki son günde bir bardak demli çay Bundan böyle artık ağzına kilit vurur Yıldız Hemşire İçilmeyecektir asla mezara kadar ne bir demlik ne de bir bardak çay 03.11.20 FARUK ANBARCIOĞLU “ ÇAY İÇMEYEN HEMŞİRE” Şiirim, Ast Subay Murat NAMDAR ve tüm ŞEHİTLERİMİZE ithaf olunur.
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.