Zamanın ruhu değişti. Artık ilişki dediğimiz şey, paylaşmak değil kaçınmakla anılıyor. İlişkiyi yük gibi görenlerin çağındayız. Sanki duygular, birine güvenmek ya da bir başkasının hayatına gerçekten dokunmak fazlalıkmış gibi... Sevgi, sabır isteyen bir yolken; günümüzde kısa yolların, kestirme duyguların çağı yaşanıyor.
Yakınlık kurma isteği “darlamak” olarak algılanıyor. İki insanın birbirine yaklaşması, sanki bir tehdit gibi görülüyor. "Neden yazmadı?" sorusu, karşılıksız bırakılan bir samimiyet çabası olarak değerlendiriliyor. Oysa içten bir merak, içten bir bağ kurma isteği... Ne ara yük sayıldı?
Duygularını ifade eden, "drama yapıyor" yaftasını yiyor. Oysa içini döken biri, belki de sadece görülmek ve duyulmak istiyor. Fakat buna tahammül azaldı. Kalp kırıklıklarını paylaşmak bile gereksiz bir detaymış gibi yüzeyde kalıyor artık.
Sorun çözmek isteyene ise “bunaltma” deniyor. Oysa kaç kişi gerçek bir bağın içinde çatışmaların, kırılmaların, anlaşmazlıkların doğallığını kabul ediyor? Kaç kişi bir ilişkiyi büyütmek için emek vermeyi göze alıyor?
Çoğu insan konfor alanından çıkmadan sevmeyi, hatta sadece sevilmeyi tercih ediyor. Çaba göstermeden, risk almadan, duvarlarının arkasında durarak... Bu yüzden bağ kurulmuyor, yalnızca mesafeler inşa ediliyor. Mesafeler güvenli hissettirse de, aslında içten içe yalnızlığı büyütüyor.
Belki de artık birine yaklaşabilmek, onunla aynı yolda yürüyebilmek en cesur eylemlerden biri. Çünkü bu çağda yakınlık kurmak, birini gerçekten sevmek; modern insanın alışkın olduğu kaçışın zıttı.
Ve belki de gerçek sevgi, tam da bu mesafelerin ötesine geçebilme cesaretinde saklı.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Halime Önen
MESAFELERİN ÇAĞINDA YAKINLIK ARAYIŞI