Bir öğretmenin güveni, bir öğrencinin bütün hayatını değiştirebilir.
Bugün, öğrendiğim her bilginin ardında emeği olan, yoluma ışık tutan tüm öğretmenlerimi sevgi ve minnetle anıyorum. Bazen tek bir cümleleri dünyamı değiştirdi; bazen bir bakışları içimde yeniden filizlenen bir inanca dönüştü. Eğitim hayatım boyunca ışığı hep yoluma düşen şanslılardan oldum.
“Eğitim ailede başlar, öğretim okulda devam eder” sözü aslında bir tanım değil, hayatın kendisidir. Aile, sevgiyi, saygıyı ve merhameti öğrendiğimiz ilk yerdir. Okul ise bu temelin üzerine bilgi, disiplin ve düşünce ekleyerek bizi hayata hazırlar. Şanslıysanız bu iki yapı birbiriyle bütünleşir ve sizi güçlü kılar.
Bugün Z kuşağına sıkça eleştiriler yöneltiliyor: “Sabırsızlar, duyarsızlar, ilgisizler…”
Belki de asıl sormamız gereken soru şu:
Nerede hata yaptık?
Bu kadar hızlı değişen bir dünyada çocuklara gerçekten eşlik etmek yerine onları kalıplara mı sıkıştırdık? Sürekli değişen eğitim sistemiyle sağlam temellerini biz mi zedeledik?
İlkokul yıllarım, eğitim yolculuğumun en saf ve en değerli dönemiydi. İlkokul öğretmenimin sabırla, sevgiyle öğrettiği ilk harfler… Bugün hâlâ hayatımın merkezinde duran o emek, eğitimin neden bir “yolculuk” olduğunu bana hatırlatıyor.
Ve o yıllarda okuduğum Ayşe Kulin kitapları… Sevdiğim mesleğin kapılarını aralayan, kelimeleriyle dünyamı genişleten, yüreğime dokunan o satırlar… Kalemine ve emeğine sağlık; iyi ki varsınız, iyi ki yoluma ışık oldunuz.
Lise yıllarımda ise Abbas Güçlü’nün Genç Bakış programı sayesinde farklı sektörleri tanıma fırsatı buldum. Gençlere söz vererek bizi yüreklendirdiği, üniversitelere gidip yaptığı canlı yayınlarla eğitim dünyasına yıllardır değer kattığı için kendisine teşekkür ederim. “Gençler, söz sizde” demesi bile insanın içindeki cesareti büyütmeye yetiyordu.
Üniversite yıllarım ise kendimi yeniden tanıdığım, hayata yeniden anlam verdiğim bir dönemdi. Ali Osman Öğütcü’nün daha ilk derste adımı hatırlayıp, “Sana güveniyorum, başarılı olacaksın,” demesi… Bu cümle, pes etmeyi değil yeniden başlamayı öğreten bir dönüm noktası oldu. O söz hâlâ yolumu aydınlatır.
Sporu sevmeme vesile olan, disiplin ve sağlıklı yaşam bilincini hayatıma kazandıran Haydar Atılgan da bu uzun yolculuğun özel bir parçasıydı. Her öğretmenim, yaklaşımı ve inancıyla beni hem akademik hem de insani olarak büyüttü.
Aslında eğitimin özü hiç değişmedi:
Sevgiyle başlayan, emekle büyüyen bir yolculuktur.
Ailede atılan ilk adım, okulda anlam bulur. Ve eğer yol boyunca size inanan, sizi yönlendiren, elinizden tutan öğretmenleriniz varsa; sadece okumuş değil, gerçekten öğrenmiş olursunuz.
Bugün, hayatıma ışık olan tüm öğretmenlerime gönülden teşekkür ediyorum.
Siz olmasaydınız, belki de bu ışık hiç yanmayacaktı.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Halime Önen
EĞİTİM AİLEDE BAŞLAR, HAYATTA ANLAM BULUR...
Bir öğretmenin güveni, bir öğrencinin bütün hayatını değiştirebilir.
Bugün, öğrendiğim her bilginin ardında emeği olan, yoluma ışık tutan tüm öğretmenlerimi sevgi ve minnetle anıyorum. Bazen tek bir cümleleri dünyamı değiştirdi; bazen bir bakışları içimde yeniden filizlenen bir inanca dönüştü. Eğitim hayatım boyunca ışığı hep yoluma düşen şanslılardan oldum.
“Eğitim ailede başlar, öğretim okulda devam eder” sözü aslında bir tanım değil, hayatın kendisidir. Aile, sevgiyi, saygıyı ve merhameti öğrendiğimiz ilk yerdir. Okul ise bu temelin üzerine bilgi, disiplin ve düşünce ekleyerek bizi hayata hazırlar. Şanslıysanız bu iki yapı birbiriyle bütünleşir ve sizi güçlü kılar.
Bugün Z kuşağına sıkça eleştiriler yöneltiliyor: “Sabırsızlar, duyarsızlar, ilgisizler…”
Belki de asıl sormamız gereken soru şu:
Nerede hata yaptık?
Bu kadar hızlı değişen bir dünyada çocuklara gerçekten eşlik etmek yerine onları kalıplara mı sıkıştırdık? Sürekli değişen eğitim sistemiyle sağlam temellerini biz mi zedeledik?
İlkokul yıllarım, eğitim yolculuğumun en saf ve en değerli dönemiydi. İlkokul öğretmenimin sabırla, sevgiyle öğrettiği ilk harfler… Bugün hâlâ hayatımın merkezinde duran o emek, eğitimin neden bir “yolculuk” olduğunu bana hatırlatıyor.
Ve o yıllarda okuduğum Ayşe Kulin kitapları… Sevdiğim mesleğin kapılarını aralayan, kelimeleriyle dünyamı genişleten, yüreğime dokunan o satırlar… Kalemine ve emeğine sağlık; iyi ki varsınız, iyi ki yoluma ışık oldunuz.
Lise yıllarımda ise Abbas Güçlü’nün Genç Bakış programı sayesinde farklı sektörleri tanıma fırsatı buldum. Gençlere söz vererek bizi yüreklendirdiği, üniversitelere gidip yaptığı canlı yayınlarla eğitim dünyasına yıllardır değer kattığı için kendisine teşekkür ederim. “Gençler, söz sizde” demesi bile insanın içindeki cesareti büyütmeye yetiyordu.
Üniversite yıllarım ise kendimi yeniden tanıdığım, hayata yeniden anlam verdiğim bir dönemdi. Ali Osman Öğütcü’nün daha ilk derste adımı hatırlayıp, “Sana güveniyorum, başarılı olacaksın,” demesi… Bu cümle, pes etmeyi değil yeniden başlamayı öğreten bir dönüm noktası oldu. O söz hâlâ yolumu aydınlatır.
Sporu sevmeme vesile olan, disiplin ve sağlıklı yaşam bilincini hayatıma kazandıran Haydar Atılgan da bu uzun yolculuğun özel bir parçasıydı. Her öğretmenim, yaklaşımı ve inancıyla beni hem akademik hem de insani olarak büyüttü.
Aslında eğitimin özü hiç değişmedi:
Sevgiyle başlayan, emekle büyüyen bir yolculuktur.
Ailede atılan ilk adım, okulda anlam bulur. Ve eğer yol boyunca size inanan, sizi yönlendiren, elinizden tutan öğretmenleriniz varsa; sadece okumuş değil, gerçekten öğrenmiş olursunuz.
Bugün, hayatıma ışık olan tüm öğretmenlerime gönülden teşekkür ediyorum.
Siz olmasaydınız, belki de bu ışık hiç yanmayacaktı.