Fahişe, bedenini satan kadın değildir; onun çaresizliğini satın alan erkektir.
Asıl mesele, bedenini satan kadın değil, onu buna mecbur bırakan düzendir.
Ve o çaresizliği fırsata çevirip satın alan erkektir.
Konu kadın değil, anlayacağınız üzere...
Birinin ölümünün ardından yazmak istiyorum.
Sistem hakkında…
Düzenin çürümüşlüğü, insanı içten içe kemiren adaletsizliği hakkında…
Bir şeyler anlatmak, içimde büyüyen bu sıkışmışlığı dökmek istiyorum.
Ama olmuyor işte.
Kelime bulamıyor insan bazen.
Boğazına düğümlenen bir çığlık gibi…
Sadece susuyor.
Yutkunuyor.
Ve o yutkunmanın içinde bir dünya acı gizleniyor.
Çünkü mesele bir kişinin ölümü değil.
Mesele, o ölümün ardındaki düzen.
Yaşamla ölüm arasındaki o görünmez çizgiyi çizen sistem.
İnsanı önce yokluğa, sonra suskunluğa, sonra da sessiz bir ölüme mahkûm eden düzen bu.
Yoksulluğu, çaresizliği, suskunluğu “kader” diye yutturan...
Hep aynı düzen.
Birileri için hayat sadece bir tercih meselesi gibi görünüyor.
Ama bazıları için tercih yok, sadece hayatta kalmak var.
O yüzden konu kadın değil.
O yüzden mesele ahlak değil.
O yüzden bu, bir bireyin değil, bir sistemin sorunu.
Ve o sistem öldürüyor.
Sessizce.
Yavaşça.
Alıştıra alıştıra.
Bazı ölümler, sadece bir hayatı değil, bir gerçeği de açığa çıkarır.
İşte bu yüzden yazmak istedim.
Yazamadım belki...
Ama sustuğum her kelimenin içinde bir isyan büyüyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Halime Önen
BİR ÖLÜNÜN ARDINDAN "HAKKINI HELAL ETMEMEK"