-6° Kapalı
  • EURO
  • DOLAR

TÜRKAV’DA BU HAFTANIN SOHBET KONUSU AZERBAYCAN OLDU

Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı (TÜRKAV) Çankırı İl Başkanlığı’nın Salı Sohbetleri kapsamında bu haftaki konuğu, yıllarca Azerbaycan’da görev yapan Öğretmen Talip Keleş oldu.  Keleş, konuşmasında Azerbaycan Türk gardaşlığını anlattı. Programa, Yapraklı Belediye Başkanı Ömer Güngör, İl Genel Meclisi Üyesi Kamil Çoban, Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi ve Türk Büro-Sen Şube Başkanı Yüksel Demirbaş, Türk Eğitim-Sen Çankırı Şube […]
Çankırı - 17 Şubat 2022 20:36 A A

Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı (TÜRKAV) Çankırı İl Başkanlığı’nın Salı Sohbetleri kapsamında bu haftaki konuğu, yıllarca Azerbaycan’da görev yapan Öğretmen Talip Keleş oldu.  Keleş, konuşmasında Azerbaycan Türk gardaşlığını anlattı. Programa, Yapraklı Belediye Başkanı Ömer Güngör, İl Genel Meclisi Üyesi Kamil Çoban, Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi ve Türk Büro-Sen Şube Başkanı Yüksel Demirbaş, Türk Eğitim-Sen Çankırı Şube Başkanı Yüksel Yandım, Türk Sağlık-Sen Şube Başkanı Serhat Gökçe ve çok sayıda misafir katıldı.

Program öncesi kısa bir konuşma yapan TÜRKAV Çankırı İl Başkanı İsa Bölükbaşı; “Bu hafta ki konuğumuz Azerbaycan’da eğitimci olarak görev yapan Talip Keleş hocamız inşallah. Geçen hafta Türkmenistan’ı konuştuk bu hafta da Azerbaycan’ı Talip hocam anlatacak, katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ederim. ”dedi.

Bölükbaşı’nın ardından söz alan Öğretmen Talip Keleş de Azerbaycan’la ilgili şu konulara değindi:

“Efendim merhaba, hani bir millet iki devlet sloganımız var ya. Türkiye de bunun milli hassasiyeti olanlar dışında pek fazla idrak edildiğini düşünmüyorum. Türkiye’deki Azerbaycan sevgisi ile Azerbaycan’daki Türkiye sevgisini mukayese edecek olursak bizdeki deve de kulak kalır. Burayı öyle seviyorlar ki, yani ben bunu Azerbaycan’da o kadar çok yaşadım ki hangisini anlatayım. Orda enteresan şeylerle karşılaştım, bazen hüzünden, bazen sevinçten ağladığım zamanlar oldu. Orada hiçbir zaman Azerbaycan Bayrağını tek başına göremezsiniz, mutlaka yanında bizim ki vardır. Caddeler, sokaklar, dükkânlar her nerde ise Azerbaycan, Türkiye bayrakları yan yanadır. Ben burada görmedim şura da bir kırtasiye dükkânın camında gördüm Azerbaycan bayrağını gittim tebrik ettim o hanımefendiyi.

Ben Azerbaycan’a 2016 yılında gittim. Sınavlara girerek gittim oraya, herhangi bir Türk Devleti de olabilirdi ancak ben özellikle Azerbaycan’a gitmeyi istedim. Azerbaycan’ın bir hususiyeti var, Turan’ın kapısı olmak gibi. Turan’ın kapısı Azerbaycan onu çok net görürsünüz. Uçaktan iner inmez bir neft kokusu burnunuza yapışıyor. Petrol kokusu Hazar’dan çıkıyor denizden, müthiş bir sıcak, Bakü deniz seviyesinin altında -30. İndiğim zaman çok farklı duygularla indim, sanki Nuri Paşanın Nökerlerinin nal seslerini işitiyorum o heyecandaydım. Görevimize başladım okulumuz % 40 Azerbaycan % 60 bizim vatandaşlarımızdandı. Okulumuzun mevcudu 2400 idi.

Oradaki insan manzarası çok rafine insanlar gördüm, bizi çok seven insanlar gördüm. Yolda giderken ay gardaş sen Türksen der, senin Türk olduğunu kılığından, kıyafetinden, yürüyüşünden bilir. Taksiye binersiniz ücret vereceksin, Türk olduğun için senden ücret almaz, yalvarırsın yine olmaz gardaş der almaz ücreti. Bunlarla çok karşılaştım. Bizi çok seviyorlar. Kötü şeylerde oldu amma yok denecek kadar az. Biz bunları anlatmayız güzel gördüklerimizi anlatırız. Gardaşlığımıza halel getireceğimiz şeyleri dile getirmeyiz.

Azerbaycan tarihi geçmişine gidelim, Azeri diye bir millet yok Türkiye de bu hep yanlış telaffuz ediliyor. Azeri Hazarın kıyısından güneyde Pers asıllı Pars asıllı ta Sağsaniye dayalı küçük bir topluluk vardır, Azeri bunlardır. Azerbaycan bir coğrafya ismidir orası Türk yurdudur, bizim yurdumuzdur. 11. yüzyılda Selçukluya bağlı bir atabeydi, Ağran Atabeyi diye geçiyor, en meşhuru da İldeniz ve Sultan Melikşah’ın sultanlığında orda beylik yaptığı bilinir. Başkenti Gence, ortak noktamız Selçukludur. O zamanlar Bakü küçük bir balıkçı kasabası, Bakü’nün parlaması 1680’li yıllarda olmuştur. O zaman Gence ile birlikte kültür başkenti Şekü vardır, Şamaha vardır kuzeydedir bunlar Dağıstan tarafında bir deprem oluyor 80.000 kişi ölüyor. İşte ondan sonra Şamaha’daki halk kalkıp Bakü’ye yerleşiyor, Bakü’nün gelişmesi o süreçten sonra başlıyor.

Şuanda Azerbaycan’ın resmi Türkçesi Şamaha’dır. Çok kıymetli şairlerin yetiştiği bir dil. Bir de bizim Şuşa ve Karabağ var şimdi Azad oldu ya ipek yolu için çok önemlidir. Stratejik bir yerdedir. Değişen bir şey yok bin yıl önce neydiyse günümüzde de odur. İpek yolu güzergâhı çok önemlidir. Şimdi ipek taşınmıyor ama İpek Yolu güzergâhında şimdi, doğalgaz taşınıyor, petrol taşınıyor, taşımacılık yapılıyor. Çin’in bir yol bir kuşak projesi çağdaş ipek yoludur. Tamamı bizim topraklarımızdan Türk Yurtlarından geçiyor. Ayağın biriside Tebriz, Şamahı, Şeki o istikametten gidiyor. Karabağ onun için burada stratejik bir öneme haiz bir Türk Yurdudur. Nadir şah çok güçlü bir şahıs, muhteşem bir adamdır. Nadir Şah Avşar Türkmen’idir. Çok kudretli bütün Azerbaycan’ı tek çatı altına toplayan komutandır.

1805 Kürekçay Antlaşması, 1818 Gülistan antlaşması, 1828 ve Türkmençay, 1829 Edirne Antlaşması. 1805 Kürekçay Antlaşması, 1818 Gülistan antlaşmasında Ruslarla İngilizler anlaşıyor Azerbaycan ikiye bölünüyor. Bakın dikkat edin mülkün sahibi olan İranlılar yok, Türkler yok hiç kimse yok Rus ile İngiliz otuyorlar bizim topraklarımızı bölüyorlar şimdiki hattı çekiyorlar. Kuzeyini Ruslara, Güneyini İngilizlere bırakıyorlar. 1829 Edirne Antlaşması ile Osmanlıya dikta edip kabul ettiriyorlar. O zamandan beri gardaş gardaşa hasrettir. Güneyde Tebriz’de bir Traktörsazı Futbol Takımı vardır bizim delilerin, kendilerine kızılkurtlar derler. Harbi deliler ha akıllı adam yok amma vatan delisi acayip adamlar, otuzbin kişinin Bozkurt gibi uluduğu bir maçı düşünün, içimdeki uhdelerden biride İran’a geçip o maçlara gidememektir.

Orası bizim Türklerin siyasi platformu aslında müthiş sloganlar atarlar. Siyasi taleplerini orada bağıra bağıra söylerler. Normalde futbol toplumları manipüle etmek için kullanılır ya, orada geçerli değil. Orda bizim Türklerin haykırdığı arenadır. Bakü, Tebriz, Ankara biz hara, Farslar hara diyerek bağırırlar ve Ankara’yı mutlaka katarlar. Bizim bayraklarla tişörtler giyerler. Hepsi Bozkurt çekip uluyarak maça başlarlar, müthiş bir atmosfer. Dünya da en çok taraftarı olan takım otuzbin kişi Traktörsazı 1970 yıllarda kurulmuş, bizim futbol takımı. Bu heyecan kuzeyde fazla yoktur. Tebriz’deki Türkmenler daha heyecanlılar, İran’ın ipliğini pazara çıkaran onlardır. Ermenistan’a yapmış olduğu yardımların fotoğraflarını çekip dünyaya servis eden bizim Tebriz Türkmenleridir. Çok çalıştılar. Oraya gidin orda hiçbir dile ihtiyaç yoktur. Güney olduğunu gibi bizim insanımızdır. Türk yurdu dur. Efendim tabi biz kuzeyde yaşadık. Azerbaycan’da biz Türkler olarak yapacağımız çok şey var ve bir an evvelde yapmak zorundayız. Çünkü o insanlar bizim insanımız.

1918 yılında Bakü’de müthiş bir katliam oluyor. 1917 sonu 1918 yılının başları altı ay süren bir savaş, Ruslar, İngilizler ve Ermeniler Bakü’de müthiş bir katliam yapıyorlar. Yani İngiliz büyükelçisi diyor ki cesetlerden başka insan yoktu. Sürekli çoluk, çocuk, yaşlı demeden önüne geleni doğruyorlar. Tabi bu arada Mehmet Emin Resulzade gibi koçyiğitler İstanbul’a Enver Paşaya geliyorlar durumlarını anlatıyorlar, bize bir kömek, yardım edin. Enver paşa bu teklifi hemen kabul edip harekete geçiyor. Üst düzey bir devlet adamı gelin görün ki Türkiye’de nerdeyse herkes Enver Paşa’ya sövmekte ittifak ediyor. Gelin bir de Azerbaycan’dan bakın Enver Paşa o olmasaydı Azerbaycan olmazdı. Vallahi billahi hala çocuklarına Enver ve Nuri ismini veriyorlar. Aradan 100 seneden fazla geçmiş.

Özellikle Nuri Paşa kahraman ki gerçekten kahraman 27 yaşında daha Musul’da gönüllülük üzerine kuruluyor ordu teşekkül edilerek 15 Eylül 1918’de Bakü’ye giriyoruz. Bakü’ye girildiğinde görülüyor ki taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmamış, öyle berbat bir durum. Bakü’ye İstiklal Caddesinden giriyorlar. Oradaki İstiklal Caddesi tarihi dokuyu içinize işleyecek kadar güzel düzenlenmiş harika bir cadde. Kitabeler, binaların özellikleri ve bizim atlarımızın ayaklarının altına halılar seriyorlar, Nuri Paşa ben bunlara bastırmam kaldırın diyor. Hala Nuri Paşanın karargâhı korunuyor orda. Enver Paşaya, Nuri Paşaya ne şiirler yazılmış oturup ağlamamak mümkün değil. Azerbaycan ve Dağıstan’da o kadar çok şehidimiz var ki bizim şehitlerimize sahip çıkıyorlar sağ olsunlar.

Kafkas İslam Ordusu’na dahil olan eratı bizim Genel Kurmay Başkanlığı tek tek tespit etmiş ve Nesiman Yakuplu diye bir abimiz var bizim İlimler Akademisinde Profesör onun kitabında da yayınlandı bu. Ben şehitleri tek tek saydım Osmanlı hinterlanttı içerisindeki en çok şehit emin olun Çankırı’dan, şehit olmayıp iştirak edenler o liste de yok. 1130 şehidin 45 tanesi Çankırılı en çok şehide biz sahibiz. Koca koca vilayetler değil küçücük mutasarrıflığın içinden çıkan koç yiğitler. Gönüllülük esasına olmasına rağmen zor falan yok.” dedi.

“Çok güzel bir 5 yıl, dolu dolu bir 5 yıl yaşadım. Karabağ’ın Azad olmasını da birebir yaşadım. Dilekçe verdim savaşa beni de alın cephenin en önünde olayım diye ama yaşlısın demediler de kibarca olamayacağını milli meclisten bana dönerek izah ettiler.” sözleriyle konuşmasını sürdüren Keleş; “Bütün şehirlerin her alınışında biz sokakta idik, genelde bu haberler gelirdi ama. Bazen Bakü’ye de füzeler atıldı ama hava savunma sistemleri ile bertaraf edildi. Savaşı canlı naklen Bakü meydanlarındaki dev ekranlardan izledik. 44 gün süren heyecanı yaşadık. Aliyev bu savaşı gerçekten çok güzel idare etti. Ülkede herkes tek pare oldu hiç kimsede muhalefet etmek aykırı konuşmak yoktu. Savaş sonuna kadar bütün Azerbaycan tek vücut oldu.” diyerek duygularını dile getirdi.

Soru cevap şeklinde geç saatlere kadar süren gecenin sonunda TÜRKAV Çankırı İl Başkanı İsa Bölükbaşı, günün anısına Talip Keleş hocaya bir tuz lambası hediye etti.

Çankırı - 20:36 A A
BENZER HABERLER