reklam
reklam
DOLAR31,2277% 0.08
EURO33,9713% 0.24
STERLIN39,6481% 0.24
FRANG35,4950% -0.08
ALTIN2.038,85% -0,08
BITCOIN1.957.0835.779
reklam

SAVUNMADA BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİNİN İLK NEFERİ ASELSAN

Yayınlanma Tarihi : Google News
SAVUNMADA BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİNİN İLK NEFERİ ASELSAN
reklam

Türk Tarihinde Okçuluk ve Millileştirme

Türk tarihi incelendiğinde Milattan Önce 4.000 yılına ait kayıtlarda ok ve yay figürleri görülmektedir. Türk Devlet ve boylarında Ok ve Yay hakimiyet simgesi olarak kullanılmıştır. Türklerin ata binme ve ok atma konusundaki maharetleri birçok Çin kaynağında da belirtilmektedir. Türk Destanlarından Oğuz Kağan’da altından bir yay ve oklardan bahsedilmiştir. Okçuluk eski Türk devletlerinde belirleyici olmuştur. Kaynaklarda “Part Vuruşu” olarak geçen, at sürerken geriye dönerek yapılan atış, savaşçının saygınlığını ortaya koymaktadır. Ok atmadaki maharetin önemini Meta Han şu cümlesi ile dile getirmiştir: “Ok ve yay gerebilen kavimleri bir aile gibi birleştirdim şimdi onlar Hun oldular.”

Okçuluk mahareti, savaş tecrübesi gibi fark yaratan tarafları olmakta birlikte işe akıl koymak da kritik öneme sahiptir. Milli teknolojiler ve milli çözümler o dönemde de askerimizin en büyük yardımcısı olmuştur. Okçuluk ile ilgili günümüz toplumunda az bilinen ancak o dönemde önemli sonuçlar yaratan iki değerden bahsedilebilir: “Çavuş Oku (Islık Çalan Ok)” ve “Nâvêk ya da Mecrâ” denilen ok atma sistemi.

Çavuş Oku ya da Islık Çalan Ok, Mete Han tarafından geliştirilmiştir. Ok üzerine ve ucuna yapılan çalışmalar ile ok atıldıktan sonra ıslık sesi
çıkarmaktadır. Sıradan ok sistemi üzerine yapılan ve günümüz değerlendirmesi ile milli dokunuşlar ile geliştirilen ok yardımı ile tüm okçuların koordinasyonu sağlanmış, aynı zamanda çıkan yüksek ses ile düşman ordulara karşı psikolojik üstünlük sağlanmıştır. “Nâvêk ya da Mecrâ” ise normal ok uzunluğuna göre çok daha kısa olan okları mevcut yay ile atmaya yarayan bir “kanal”’dır. Bu kısa oklar sayesinde düşman atılan okları geri kullanamamakta; bu sebeple savaşlarda cephane avantajı yaratmaktadır. Kesin olmamakla birlikte bu teknolojinin
Çin ile yapılan savaşlarda Çinlilerin kullandığı arbaletten çıkan kısa okların geri kullanım amaçlanarak bulunduğu rivayet edilmektedir. Islık çalan ok ile normale göre kısa okları atmayı sağlayan “kanal” yüzyıllar boyunca kullanılmış; Türkler ile birlikte Anadolu topraklarına kadar taşınmıştır. Anadolu Selçukluları dönemine bakıldığında bu sistemlerin başarı ile kullanıldığı görülmektedir.

Çağ Kapatıp Yeni Bir Çağ Açan “Şahi Topları”

Savaş tarihi incelendiğinde en önemli icatlardan birisi, adını içine konan güllenin biçiminden alan “Top”tur. Çin’de doğan, yıkım gücü bakımından daha önce kullanılan silahlardan çok daha etkili olan top, 13. Yüzyılda Avrupa’da kullanılmaya başlanmıştır. Uzak
Doğu’dan Batı Avrupa’ya kadar her coğrafyada görülen Top Silah Teknolojisinde, tarihe imzasını atan ve en bilindik olanı Fatih Sultan Mehmet Han tarafından ürettirilen Şahi Topları’dır. Tarih boyunca 28 kuşatmaya direnen İstanbul’un fethedilmesi, Orta Çağ’ın kapanıp Yeni Çağ’ın başlaması ve Avrupa’da Rönesans’ın başlangıcı kabul edilen gelişmelerde Şahi Topları’nın önemi büyüktür. Balistik hesaplarının bizzat Fatih Sultan Mehmet tarafından yapıldığı rivayet edilen ve Macar usta Urban tarafından dökülen toplar sayesinde Osmanlı ordusu
İstanbul Surları’nı en güçlü yerinden yıkmayı başarmıştır.

Bu ve bunun gibi sayısız örnek “Millileştirme” anlamındaki başarılarımıza verilebilir. Türk tarihi incelendiğinde tarih akışına yön verilen noktada milli bir dokunuş, millileştirilerek geliştirilen değerlerler görülmektedir. Yüzyıllar boyunca coğrafyalar, devletler, teknolojiler değişse de katkımız, akışı değiştirmede maharetimiz değişmez bir gerçeklik olarak baki kalmıştır. Okçuluk konusunda mahareti ile dosta
güven düşmana korku salan bir millettin binlerce yıl sonrasında uzaktan komutalı silah sistemleri ile aynı misyonu taşıyor oluşu tesadüften çok daha fazlasıdır. Tarih boyunca sancağımızı farklı coğrafyalarda taşıyan atalarımızın sorumlulukları bugün bizlerde; ve bizler NEFER, ALKAR, HİSAR, SİPER, HİSAR, KORKUT, ZOKA, ZARGANA gibi yerli ve milli geliştirilen sistemler ile Kara, Deniz, Hava ve hatta Uzay’da bile şanlı bayrağımız taşımaktayız. ASELSAN olarak geliştirdiğimiz sistemler ve sistemlerin alt bileşenlerini yerli ve milli imkanlarla üreten firmalarımız işte bu sorumluluk ile çalışmaktayız. Ülkemiz için gereken desteği yerli imkanlar ile üretmek bize atalarımızdan miras, gelecek nesillerimizin bize emanetidir.

reklam

YORUM YAP