reklam
reklam
DOLAR31,3677% 0.42
EURO34,0595% 0.51
STERLIN39,7661% 0.47
FRANG35,5200% 0.53
ALTIN2.100,98% 2,34
BITCOIN1.955.3360.583
reklam

ÖCALAN’A HESAP SORAN ŞEHİT EŞİ YILDIZ HEMŞİRE ÇANKIRI TERÖRLE MÜCADELE KAHRAMANLARI DERNEĞİ’Nİ ZİYARET ETTİ

Yayınlanma Tarihi : Google News
ÖCALAN’A HESAP SORAN ŞEHİT EŞİ YILDIZ HEMŞİRE ÇANKIRI TERÖRLE MÜCADELE KAHRAMANLARI DERNEĞİ’Nİ ZİYARET ETTİ
reklam

Takvimler 23 Eylül 1995’i gösteriyordu. Astsubay Murat Namdar, eşi Hemşire Yıldız Namdar, 11 aylık oğulları Buğrahan, babası ve halasıyla birlikte görev yaptığı Erzincan’dan çok özlediği annesini görmek için Mersin Bozyazı’ya gidiyordu. Erzincan çıkışında askeri üniformalı kişiler tarafından yolları kesildi. Yıldız hemşire bir tuhaflık olduğunu farketti, “Murat bunlar terörist” dedi. Murat Astsubay eşinin ellerini tuttu, “Sakin ol hayatım, bir şey yok” karşılığını verdi. Sivas’ın Zara ilçesi yakınlarında tekrar yolları kesildi, ama bu sefer şalvarlı poşulu teröristler tarafından. Ve Murat Astsubayı ailesinin gözleri önünde götürüp, katlettiler.

Terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın gözlerinin içine bakarak, “Biz size ne yaptık?” diye sormuştu. Öcalan sadece “Acılarını paylaşıyorum” diyebilmişti.

Öcalan’ın İmralı’da yargılandığı duruşmaların üçüncü gününde, eşi Murat Namdarın gözleri önünde şehit edilişini ağlayarak anlatmasıyla mahkeme başkanını da salondakileri de ağlatan şehit eşi Yıldız Namdar, bugün oğlu Buğrahan’la birlikte Çankırı’ya geldi ve Çankırı Terörle Mücadele Kahramanları Derneği’ni ziyaret etti. Dernek yönetimi ve üyelerin hazır bulunduğu ziyarette Yıldız hemşire, yaşadığı o acı günleri gözleri dolu dolu anlattı.

Olay 18’e o kara günü anlatırken Yıldız hemşire o günleri yeniden yaşıyordu. “23 Eylül 1995 yılında eşim Astsubaydı ben hemşireydim. Bebeğimiz 11 aylık olmuştu. Kayınvalidemi ziyarete gidiyorduk.” derken Yıldız hemşirenin gözleri dolu doluydu.

“Yolda giderken teröristler yolumuzu kestiler. Benim yanımda eşimi şehit ettiler. 1995 yılları o dönemler terörün çok yoğun olduğu ve yolların kesildiği bir süreçti aslında. Eşim de çok dikkat eden bir insandı ama biz yolda giderken önce arabamız bozuldu tamirden yeni çıkmasına rağmen. Geceye kalmamak için acele ederken asker kıyafeti giymişti teröristler anlayamadık. Ona kimlik sordular. Kimlik sorunca biz acele ediyoruz diye eşim, Uzman Çavuş kıyafetli birine “Oğlum ben Astsubayım, adım Murat.” dedi. Kimliğini de gösterdi. Oradaki kişi değişik bir bakış tarzıyla kafasını salladı ve “Tamam tamam siz gidin.” dedi. İleriye bildirmiş. Biraz daha yol aldık, şalvarlı poşulu ve ellerinde Keleşleri olan teröristler yolumuzu kestiler. Başka araçları da durdurmuşlardı. Eşimi şehit ettiler. Eşim 25 yaşındaydı ama adam gibi adam, kahraman bir askerdi. Ben yalvardım eşimi indirdiklerinde, adamlara yalvardım aşağı indim de. Eşim beni arabaya bindirdi ve onlara “Derdiniz benimle, beni götürebilirsiniz ama aileme dokunmayın.” dedi. Silahı olmasına rağmen silahını da arka camdan içeri atmıştı. Biz olmasaydık kullanırdı fakat bize dokunmasınlar diye kendini feda etti direnmedi.”

Bugünkü ziyareti hakkında düşüncelerini sorduğumuzda ise Yıldız hemşirenin gözlerinde umut vardı.

“Şehit aileleri ve gaziler bu ülke için çok önemli. Herkes çok büyük bedeller ödedi. Ben nasıl tek başıma bu kadar acıyı çekiyorsam bir şehidin annesi, şehidin babası, şehidin çocuğu, şehidin kardeşi, şehidin abisi, şehidin akrabaları herkes aynı acıyı yaşıyor. Hissediyorsunuz ya bunu yüreğinizde, gittiğim yerde de o insanlarla acılarımızı paylaşmak istedim, onlarla birlikte olmak istedim. Okan kardeşimle Şenol beyle de organizasyonlarda tanıştık onlar da çok duyarlı insanlar. Demişlerdi, “Sizi bir gün Çankırı’ya bekleriz.”, ben de yarın Ankara’da bir organizasyon vardı, burası da yakındı, başka da zamanım olamayacaktı. Onları ziyaret etmek istedim, görmek istedim. Onun için onların yanına geldim, ziyaret ettim, yarın da kısmet olursa diğer şehitlerimizin anma törenine katılacağız Ankara’da.”

Şehit eşinin son arzusunun annesinin çayını içmek olduğunu ancak o son çayını içemeden şehit olduğunu anlatan Yıldız hemşire o günden beri çay içmediğini de sözlerine ekledi. Bursa’da yaşayan Yıldız hemşirenin bir gün telefonu çalar, arayan 22. dönem Bursa Milletvekili Faruk Anbarcıoğlu’dur ve Yıldız hemşireye kendisi ve şehit eşi için bir şiir yazmak istediğini söyler. Teklifi kabul eden Yıldız hemşire, şiiri çok beğenir. ÇAY İÇMEYEN HEMŞİRE isimli şiiri sizler için paylaşıyoruz.

ÇAY İÇMEYEN HEMŞİRE

Vurur gümbür gümbür davulun tokmağı, düğün dernek kurulur
Mutluluğa giden yuva kurmak için halay çeker delikanlılar
Bir elde beyaz diğer elde kırmızı mendil
İmzalar atılır nikah defterine beyaz duvak açılır
Yağız bir Murat Yıldız’ına ulaşmak için
Heyecanlıdır Yıldız Hemşire Astsubay Murat’ına kavuşmak için
Biter düğün biter eğlence, evli evine gider köylü köyüne
Murat Astsubay ve Yıldız Hemşire nihayet kavuşurlar bir birine

Her akşam üzeri elinde bir gonca gül Murat Astsubay eve gelir
Çay çoktan hazırdır yemek sonrası sohbeti demlemeye bir demlik çay
Sıhhat verir huzur verir yorgun bedenlere

Ne sıcağı Erzincan’ın ne de soğuğu soldurmaz bu mutluluğu
Günler ayları kovalar mutluluktur hep yaşadıkları
Ve bir gün bir güneş doğar hanelerine Buğrahan gelir o gün dünyaya
Yükselir sevinç çığlıkları semaya

Günler günleri kovalar aylar ayları büyümektedir artık çok sevdikleri
Biricik nur topu evlatları sıla hasreti düşer yüreklere
Ana eli öpme vakti gelmiştir artık koyulurlar Erzincan’dan çileli yollara

Yazmaz olası takvimler o gün 23 Eylül 1995 i yazar
Siyah bir araba Erzincan’ dan yola çıkar
Kaç çay molasıdır ey yolcu söyle Erzincan Sivas arası
Kızıldağ geçit verir mi yolcusuna
Nerede konaklanır nerede içilir çaylar
Yorgunluk çayları nerede yudumlanır
Bilinmez ki kader nerede içirecek çayları
Yollar tuzak yollar pusu yollar vatan hainleriyle dolu

Sivas’ta yemek sonrası bir demlik çay bekler Murat Astsubayı
Kızıldağ’ da akşam alacası
Bugün daha kara daha soğuk bugün Kızıldağ
Kızıldağ ürpertiyor bugün yürekleri
Kucağında on bir aylık bir bebek bir annenin acı feryatları
İnletiyor Zara’yı inletiyor Kızıldağ’ı
Kaleşnikof mermi sesleri yırtar hain karanlığı

Beş fidan düşer birer birer Sivas’ta kara topraklara
Beş vatan evladı beş anasının kuzusu beş Aslan Parçası
Murat Ast Subay’da beş hain kurşun
Beş ocak söner Kızıldağ’ da vatana adanmış beş kurban
Beş Bayrak, Beş Kahraman, Beş Vatan
Tütmez artık o ocaklarda duman söner ocaklar, söner kandiller
Her gün yas her gün keder
Gömülür yüreklere hüzünler

Murat Ast Subay’a Kısmet olmaz son günde
Ne bir demlik ne de bir bardak çay
En büyük kısmetmiş meğer yiğit kahramana
Çay yerine şehadet şerbeti içmek
Çoktan kesilmiştir o gün Cennete bilet
İçilmediyse mademki son günde bir bardak demli çay
Bundan böyle artık ağzına kilit vurur Yıldız Hemşire
İçilmeyecektir asla mezara kadar ne bir demlik ne de bir bardak çay

03.11.20
FARUK ANBARCIOĞLU

“ ÇAY İÇMEYEN HEMŞİRE” Şiirim, Ast Subay Murat NAMDAR ve tüm ŞEHİTLERİMİZE ithaf olunur.

reklam

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.