reklam
reklam
DOLAR31,2299% 0.08
EURO33,9278% 0.15
STERLIN39,5950% 0.1
FRANG35,4724% -0.14
ALTIN2.038,28% -0,11
BITCOIN1.955.0315.231
reklam

MAVİ MARMARA ŞEHİTLERİ 13. YILDÖNÜMÜNDE DUALARLA ANILDI

Yayınlanma Tarihi : Google News
MAVİ MARMARA ŞEHİTLERİ 13. YILDÖNÜMÜNDE DUALARLA ANILDI
reklam

İsrail’in, Gazze’ye insani yardım götüren ve “Rotamız Filistin, Yükümüz Özgürlük” sloganıyla yola çıkan Mavi Marmara gemisine 31 Mayıs 2010’da düzenlediği ve 10 Türk vatandaşının hayatını kaybettiği saldırının üzerinden 13 yıl geçti. Geçen bu 13 yılda İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) ile Mavi Marmara Özgürlük ve Dayanışma Derneği tarafından da saldırının her yıl dönümünde çeşitli anma etkinlikleri düzenlendi. Bu yıl da İHH ile birlikte STK’lar ve siyasi parti temsilcilerinin katıldığı bir programla Mavi Marmara olayı kınandı.

Çankırı Karatekin Parkı’nda düzenlenen programda Çankırı İHH Başkanı Hasan Kale bir konuşma yaptı. Bu sefer adalet ve kardeşlik için buluştuk diyen Kale, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kıymetli Filistin Dostları ve değerli Basın Mensupları

20. Yüzyılın başlarında Ortadoğu’da ciddi kırılmalar, bu kırılmaların getirdiği büyük değişimler yaşandı. Bölgenin hâkim gücü Osmanlı’nın zayıflamasıyla; uzun yüzyıllardır adalet ve barış çınarı altında yaşayan bu coğrafyada kanla işgal tarihi yazılmaya başlandı. Bu süreçte; önce Hristiyan Siyonizmi, ardından Yahudi Siyonizmi’nin girişimleri sonucunda dünyanın pek çok yerinden Yahudiler bölgeye getirilerek Filistinliler yerinden edilmeye başlandı. Bölgeye gelen Siyonistler, manda rejiminin de çabaları ile silahlı çeteler oluşturarak yerli halkı yerinden etmeye çalışmış, kolonileşme faaliyetleri içine girmiştir. “Etnik Temizlik” diyeceğimiz bu süreçte sistematik bir soykırım yaşanmış, yüzbinlerce Filistinli yerinden edilerek İsrail işgal devletinin kuruluşu ilan edilmiştir.

Bugün geldiğimiz noktada Filistin topraklarının neredeyse tamamı, apartheid (Irkcı) İsrail rejiminin işgaline uğradı. Kurulduğu günden itibaren bölgedeki hak ihlallerine devam eden İsrail, uluslararası hukuku ayaklar altına alarak bölgede bitmek bilmez bir kriz sarmalı üretmiştir. Bu kriz, sadece Filistin toprakları ile de sınırlı kalmamış; dalga dalga tüm Dünya’yı etkisi altına alan bir virüse dönüşmüştür. İsrail’in son yıllardaki karnesine baktığımızda, hemen hemen her gün ayrı bir hak ihlali ile karşılaşmaktayız. Çocuk, yaşlı ve kadınlar üzerinde uyguladığı sert ve acımasız politikalar ile milyonlarca insanın yerinden edilmesi, evleri yıkarak toprakların işgal edilmesi, mabetlere saldırarak din özgürlüğünün elinden alınması bu ihlallerden yalnızca bazılarıdır. Filistinlilerin yaptığı insancıl gösterilere uyguladığı orantısız güç ile binlerce gencin sakat kalmasına ve bir ömür boyu tekerlekli sandalyeye mahkûm olmasına sebep oldu.

Bunun yanı sıra işgal güçleri sadece Filistin toprakları içerisinde değil, Akdeniz’in ortasında uluslararası sularda da korsanlık görevi üstlenmiş ve Filistin’e giden bütün insani yardımın önünü kapatmaktadır.

Son 70 yıldır Ortadoğu’da sadece problemden, kandan ve gözyaşından beslenen Siyonist işgal çeteleri, sadece Filistin için değil; Türkiye içinde bir güvenlik sorunudur. 2010 yılında insani yardım taşıyan Mavi Marmara Gemisine, uluslararası sularda yaptıkları hukuksuz saldırı ile 9 vatandaşımız şehit edilmiş, 1 kişi 4 yıl boyunca komada kaldıktan sonra şehit olmuştur. 56 insani yardım gönüllüsü de, ağır bir şekilde yaralanmıştır.

Bu saldırı sonrasında yaşanan süreçte Mavi Marmara Derneği olarak tam 13 yıldır süren hukuk mücadelesine başladık. Ailelerimiz ve arkadaşlarımız adına, ulusal ve uluslararası mecralarda yaptığımız kişisel başvurulara, gayri hukuki şekilde engel olunmaya çalışıldı. Mülkün temeli olan adalet; Yahudi lobisinin gizli görüşmeleri ile engellenmeye çalışıldı.

Bu süreçte apartheid (ırkçı) İsrail güçleri, Türkiye’ye onlarca söz verdi. Gazze’de hala devam eden karadan ve denizden ambargonun kaldırılması, Kudüs’te bulunan Müslüman nüfusun taciz edilmesinin durdurulması, İslam dininin kutsal mekanlarından biri olan Mescid-i Aksa’daki saldırıların önlenmesi, Filistinlilere seyahat/ din özgürlüğü tanınması gibi yerine getirilmeyen onlarca söz verildi.

Kıymetli Filistin Dostları ve değerli Basın Mensupları

Şunu tekrar ifade etmemiz gerekir. İsrail verdiği sözleri asla tutmamıştır. İsrail bölgedeki istikrarsızlıktan beslenmektedir. Siyonist inancın temelinde; kendisi dışındaki bütün din, dil ve renklere yaşam hakkı tanımamak yatmaktadır.

Kırmızı Çizgimiz Kudüs, her gün daha fazla işgal güçlerinin kontrolü altına girmektedir. Filistin’in birçok bölgesinde engellenmeye çalışılan ticari ve insani koridorların sonucu olarak acil ihtiyaç krizi büyümeye devam etmektedir. Gazze’ye uygulanan enerji karartmaları ile diyaliz hastaları hayatını kaybetmektedir. Gazze’ye atılan kimyasal patlayıcılar sonucu lösemi ve diğer kanser türlerinden ciddi şekilde artış gözlemlenmektedir. Batı Şeria’da, çocuk yaştaki siviller kurşunların hedefi haline gelmekte ve şehit edilmektedir.

VİCDAN SAHİBİ TÜM DİNLEYENLERE ÇAĞRIMIZDIR !

Türkiye, tarihi mirası ve kültürü ile dünyanın bütün bölgelerine adalet ve yardım götürmüştür. Devlet geleneği olarak teröristlerle, haydutlarla ve hırsızlarla işbirliği içinde olmamıştır. İsrail’in senelerdir tüm Ortadoğu’da finanse ettiği terörü ve Türkiye Cumhuriyet vatandaşlarını katlederek sergilediği şımarık tutumu görmezden gelerek, siyasi bir yakınlaşmanın daha büyük problemlere yol açacağını biliyoruz. Apartheid rejimi İsrail’in, Türkiye’nin dış politikası için bir tehlike olduğunu iyi biliyoruz. Kendi içinde normalleşmemiş Siyonist bir yapı ile normalleşmenin Türkiye’ye zarar vereceğini iyi biliyoruz.

VİCDAN SAHİBİ TÜM YÖNETİCİLERE ÇAĞRIMIZDIR !

İsrailin kınamayla bir zarar görmediğini ve zulmüne zulüm ekleyerek işgalini dahada arttırdığını hep beraber görüyoruz. Kulakları sağır edecek çığlıklarla yardım dileyen kardeşlerimizin sesi engelleniyor. Suçsuz çocuklar öldürülüyor ve Filistin’de kan, gözyaşı ve barut siyaseti güdülüyor. Bu yaşananlara artık dayanamıyor ve görmezden gelemiyoruz. Mavi Marmara’da şehit verdiklerimizin, Hatay’da verdiğimiz şehitlerin, Gazze’deki ablukanın, Mescid-i Aksa’ya saldırıların hesabı sorulmadan İsrail ile başlayacak bir normalleşme; sadece bölgedeki krizlerin daha da kurumsal zeminlerde karşılık bulmasına sebep olacaktır.

Mavi Marmara Ruhu ile tekrardan yola çıkmaya hazırız. Kudüs ve Gazze için insani bir koridorun açılmasını talep ediyoruz. Türkiye’ye vizesiz bir şekilde gelen İsrail vatandaşlarına karşılık, bizlerde Kudüs’e ve Gazze’ye özgürce seyahat etmek istiyoruz. Aynı kararlılıkla Kudüs için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Çünkü bizler şehitlerimizin bize bıraktığı bu mirası yaşatmayı ve gelecek nesillerimize aktarmayı kendimize bir görev addediyoruz.
Mavi Marmara’nın hukuki süreci ile haklılığımızı Dünya’ya haykırmaya devam ediyor, bir yandan zulmün uğradığı bütün coğrafyalarda mazlumların yardımına koşuyoruz.

Kudüs’ten öğrendiğimiz insanlık tohumlarını, ,ihtiyaç sahibi bütün coğrafyalarda kalplere ekiyoruz.

Çünkü bizler biliyoruz ki;

Kalplere tohumlar ektiğimiz bu toprakların sahipleri bizleriz.
Kudüs’ün aslıda, cismi de bizimdir.
Ve biz tekrardan Özgür Kudüs’te olacağız !”

Program tekbirlerin ardından Diyanet-Sen Çankırı İl Başkanı Osman Doğan’ın yaptığı dua ile son buldu.

reklam

YORUM YAP