-6° Kapalı
  • EURO
  • DOLAR

ESKİ EŞYALAR MODA OLDU ESKİ DOSTLUKLAR DA OLUR MU DERSİNİZ ???

Sosyal medyada “Yazar Baba” ve “Yurdum İnsanı” olarak tanınan bir dostumun çok güzel bir paylaşımını kendisinin de izniyle beğenilerinize sunuyorum. Ben okuyunca o yıllar gözümde canlandı sanki daha dünmüş gibi. Bakalım sizde ne gibi duygular uyandıracak bu satırlar? Biz eskiden pek vefalı insanlardık. Unutmazdık; ne bir kahvenin bıraktığı kırk yıllık hatırları, ne de zor zamanlarımıza […]
Genel - 16 Kasım 2021 19:11 A A

Sosyal medyada “Yazar Baba” ve “Yurdum İnsanı” olarak tanınan bir dostumun çok güzel bir paylaşımını kendisinin de izniyle beğenilerinize sunuyorum. Ben okuyunca o yıllar gözümde canlandı sanki daha dünmüş gibi. Bakalım sizde ne gibi duygular uyandıracak bu satırlar?

Biz eskiden pek vefalı insanlardık. Unutmazdık; ne bir kahvenin bıraktığı kırk yıllık hatırları, ne de zor zamanlarımıza omuz veren dostları. Ne oldu da bize ucuza harcadık, onca güzel duyguları. Vefa, çocuklarımızın akıllarında sadece bir semt adı olarak mı kalacaktı. Oysa bir haftalık sütünü içti diye, Ümmü Eymen’i ömrünce unutmayan, bir Peygamberin torunuyuz biz. Örnek olamadık yarınlara, böyle olmamalıydık.

Peki ya dostluklara ne oldu? Şimdilerde, şu ömür evinde, birilerinin derdi, birilerine yalnızca hikâye. Oysa eskiden, çok eskiden bir ekmek gibi bölüşülürdü dertler. Ardından çaylar demlenirdi. Sokaklara sızardı dost sohbetlerinin tavşankanı, çay kokusu. Demli çaylara şeker olurdu dostun varlığı. Uzaklar diye bir yer yoktu o vakitlerde. Mesafelere aldırmadan, dua ile uzanırdık dostlara.

Şimdilerde yan yanayız ama gönüller uzak, duygular uzak, insanlık uzak… Sahur vakitleri bile ziller çalardı. Ayşe teyze fırından çıkarır çıkarmaz getiriverirdi, sevgiyle yoğurduğu ekmeğini. Ziller çalmaz olunca, tadı da değişti ekmeklerin. Gramajı düşünce komşulukların, evler de tenhalaştı. Yalnızlığın yüzü güldü, uğurlar olsun. Bayram sabahlarına bile hürmet kalmadı, atasözlerimiz bile değişti: “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın”.

Nereye taşındı bunca his, bunca duygu. Tutup kolundan zorla getireyim. Öyle ihtiyacımız var ki, bir dost eline, ekmek gibi, su gibi… Bir kahve içeyim ellerinden hatırını bileyim. İçimi dökeyim sır gibi saklasın. Gönlümü alsın. Derdim azalsın. Ellerinden öpeyim görürsem vefayı. Kadrini, kıymetini anladık diyeyim. Yaşıyor mudur eski komşular. Gidip kapılarını ısrarla çalayım. Limon kolonyası döksünler avuçlarıma, içime çekip huzur bulayım. Ömür tükeniyor, zaman su gibi. Tez elden gelse kaybettiklerimiz.

Eski eşyalar moda oldu. Eski dostluklar da olur mu dersiniz?

Genel - 19:11 A A
BENZER HABERLER