MAVİ VATAN'DA TARİHİ ADIM

Türkiye'nin denizlerdeki egemenlik haklarını daha güçlü bir hukuki zemine oturtmayı hedefleyen Türk Deniz Yetki Alanları Kanun Taslağı, kamuoyuna tanıtıldı. Mavi Vatan vizyonunu yeni bir aşamaya taşıması beklenen düzenleme; karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgeye ilişkin önemli hükümler içerirken, taslakta dikkat çeken ayrıntılar ve uzmanların değerlendirmeleri haberimizde...

Haber Giriş Tarihi: 04.07.2026 22:08
Haber Güncellenme Tarihi: 04.07.2026 22:08
https://www.olay18.com/

Türkiye, denizlerdeki egemenlik haklarını daha güçlü bir hukuki zemine taşımak amacıyla hazırlanan Türk Deniz Yetki Alanları Kanun Taslağı ile Mavi Vatan vizyonunda yeni bir döneme hazırlanıyor. Uzun yıllardır üzerinde çalışılan taslak metin, Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) tarafından 12 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen "Deniz Hukukunda Güncel Gelişmeler" konulu basın toplantısında kamuoyuna tanıtıldı.

Toplantıda konuşan DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, kamuoyunda tartışılan metnin henüz bir kanun teklifi olmadığını özellikle vurguladı. Önel, çalışmanın yalnızca taslak niteliğinde olduğunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulması halinde nihai kararın TBMM tarafından verileceğini belirtti.

Önel, taslağın hazırlanmasının uzun soluklu bir çalışmanın ürünü olduğunu ifade ederek, on yılı aşkın süredir ilgili kamu kurumları ve uzmanların katkılarıyla yürütülen çalışmalar kapsamında DEHUKAM'ın da özellikle 2018 yılından itibaren sürece akademik ve teknik destek sağladığını söyledi. Taslağın; Cumhurbaşkanlığı politika kurulları, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ile ilgili kamu kurumları ve akademisyenlerin ortak çalışması sonucunda şekillendiğini belirten Önel, düzenlemenin Türkiye'nin denizlerdeki hak ve menfaatlerini koruma iradesinin önemli bir yansıması olduğunu dile getirdi.

Basın toplantısında konuşan DEHUKAM Yönetim Kurulu Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yücel Acer ise Türkiye'nin 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne taraf olmadığını hatırlatarak, mevcut iç hukukta yalnızca Karasuları Kanunu'nun bulunduğunu, deniz yetki alanlarını bütüncül şekilde düzenleyen kapsamlı bir çerçeve kanuna ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

DEHUKAM Müdürü Dr. Mustafa Başkara da hazırlanan taslağın uluslararası hukukun temel ilkeleriyle uyumlu, sade ve Türkiye'nin gelecekteki haklarını sınırlandırmayacak esnek bir anlayışla kaleme alındığını söyledi.

İç sular, karasuları, kıta sahanlığı ve MEB tek düzenlemede

Hazırlanan taslak; Türk iç suları, karasuları, kıta sahanlığı, bitişik bölge ve münhasır ekonomik bölgeyi kapsayan kapsamlı bir hukuki çerçeve oluşturuyor. Ayrıca İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi'nin Türk iç sularının ayrılmaz parçası olduğu bir kez daha kanun düzeyinde teyit edilirken, Montrö Boğazlar Sözleşmesi başta olmak üzere Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan haklarının da korunacağı ifade edildi.

Ege'de mevcut uygulama korunacak

Taslak metinde Türkiye'nin mevcut karasuları uygulamasında herhangi bir değişiklik öngörülmüyor. Buna göre Ege Denizi'nde halen uygulanan 6 deniz mili esasının devam edeceği belirtilirken, Karadeniz ve Akdeniz'de uygulanan 12 deniz mili sınırının korunacağı ifade edildi.

Dr. Mustafa Başkara, taslağın 10. maddesinin stratejik önem taşıdığına dikkat çekerek, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında "ilgili ve özel koşulların" dikkate alınacağını, bunun da Türkiye'nin uluslararası hukukta savunduğu hakkaniyet ilkesine güçlü bir hukuki dayanak sağlayacağını söyledi.

Enerji kaynakları ve bilimsel faaliyetlerde Türkiye'nin yetkisi güçleniyor

Taslak düzenleme ile Türkiye'nin kıta sahanlığı ve ilan edilecek münhasır ekonomik bölgede gerçekleştirilecek ekonomik, bilimsel ve çevresel faaliyetlerin yalnızca Türkiye Cumhuriyeti'nin izni veya muvafakati ile yapılabileceği açık şekilde hüküm altına alınıyor.

Ayrıca deniz yatağı ve toprak altındaki madenler, hidrokarbon kaynakları, balıkçılık başta olmak üzere canlı ve cansız doğal kaynaklar ile akıntı, gelgit, rüzgâr ve güneş enerjisinden yararlanılmasına ilişkin egemen hakların da Türkiye'ye ait olduğu vurgulanıyor.

"Amaç yeni sorunlar oluşturmak değil"

Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Kurulu Başkan Vekili Büyükelçi Prof. Dr. Çağrı Erhan ise deniz hukukunun sürekli gelişen dinamik bir alan olduğuna işaret ederek, Türkiye'nin artık yalnızca mevcut kuralları uygulayan değil, deniz hukuku terminolojisinin oluşmasına ve uluslararası kuralların geliştirilmesine katkı sağlayan ülkeler arasında yer aldığını söyledi.

Erhan, hazırlanan taslağın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını belirterek, temel amacın Türkiye'nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini daha güçlü bir hukuki zemine oturtmak olduğunu ifade etti.

Henüz taslak aşamasında bulunan düzenlemenin ilerleyen süreçte Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemine gelmesi halinde yasama süreci başlayacak. Kabul edilmesi durumunda ise Türkiye'nin deniz yetki alanlarını tek çatı altında düzenleyen ilk kapsamlı iç hukuk metni olarak Mavi Vatan vizyonunun en önemli hukuki dayanaklarından biri olması bekleniyor.