
Aydın'da 2024 yılının sonunda meydana gelen ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran Derya Buçan davasında ilk duruşma Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. İlk etapta trafik kazası olarak değerlendirilen olayın, yürütülen soruşturma sonucunda bir kadın cinayeti olduğu iddiasıyla yargıya taşınması, davayı Türkiye'nin dikkatle takip ettiği dosyalardan biri haline getirdi.
Mahkeme heyeti, sanık R.B.'nin tutukluluk halinin devamına karar verirken, davayı 10 Eylül 2026 tarihine erteledi. Duruşma boyunca yaşananlar ve adliye önünde toplanan ailenin adalet çağrıları ise duygusal anların yaşanmasına neden oldu.
Olay, 21 Aralık 2024 tarihinde Aydın-İzmir Otoyolu üzerinde Selatin Tüneli yakınlarında meydana geldi. Seyir halindeki araçta bulunan 28 yaşındaki Derya Buçan yaşamını yitirirken, araçta bulunan eşi R.B. ve çocukları yaralı olarak kurtuldu. İlk incelemelerde olay trafik kazası olarak değerlendirilse de soruşturmanın derinleşmesiyle dikkat çekici bulgular ortaya çıktı.
Dosyaya giren otopsi raporunda, genç kadının ölüm nedeninin trafik kazası değil, başına isabet eden kurşun olduğu tespit edildi. Olay sırasında araçta bulunan çocuğun ifadesi ve kriminal incelemeler de soruşturmanın yönünü değiştiren en önemli unsurlar arasında yer aldı. Elde edilen bulguların ardından gözaltına alınan R.B., tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Duruşma öncesi ve sonrasında Söke Adliyesi önünde bir araya gelen aile üyeleri, yakınları ve kadın hakları savunucuları adalet talebinde bulundu. Ellerindeki pankartlarla ve attıkları sloganlarla seslerini duyurmaya çalışan kalabalık, kadın cinayetlerine karşı daha güçlü mücadele çağrısı yaptı.
Derya Buçan'ın kardeşi Kübra Tavukçu, yaşadıkları acının tarif edilemez olduğunu belirterek, sorumluların hak ettikleri cezayı almalarını istediklerini söyledi. Tavukçu, kadın cinayetlerinin son bulması gerektiğini vurgulayarak adalet çağrısını yineledi.
Anne Döndü Türkmen ise duruşma sonrasında yaptığı açıklamada gözyaşlarına hakim olamadı. Torununun yaşadığı travmanın her geçen gün daha da ağırlaştığını ifade eden Türkmen, "Çocuğumuz geceleri annesini sayıklıyor. Yaşadığımız acının tarifi yok. Tek isteğimiz adaletin yerini bulması" sözleriyle yaşadıkları derin üzüntüyü dile getirdi.
Davayı takip eden kadın hakları platformları ve sivil toplum kuruluşları da sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını açıkladı. Kadın cinayetleriyle mücadelede bu davanın önemli bir örnek oluşturacağını belirten savunucular, etkin ve caydırıcı cezaların toplumsal adalet açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Türkiye'nin yakından izlediği davada gözler şimdi 10 Eylül 2026 tarihinde görülecek ikinci duruşmaya çevrildi. Derya Buçan'ın ailesi ve destekçileri, genç kadının ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve adaletin eksiksiz şekilde tecelli etmesini bekliyor.