
Apartman ve site yaşamında huzur, yalnızca bir tercih değil aynı zamanda hukuki bir zorunluluktur. Kat Mülkiyeti Kanunu, toplu yaşamın düzenli ve güvenli şekilde sürdürülmesi amacıyla hem kat maliklerine hem de kiracılara önemli yükümlülükler getiriyor. Bu kurallara uymayan ve komşular için yaşamı çekilmez hale getiren kişiler hakkında ise ağır yaptırımlar öngörülüyor.
Kanuna göre, her bağımsız bölüm sahibi veya kiracısı, komşuların huzur ve sükûnetini bozacak davranışlardan kaçınmak zorundadır. Gürültü, ortak alanların amacı dışında kullanımı, aidat ve ortak giderlerin ödenmemesi gibi ihlaller süreklilik kazandığında hukuki sürecin önü açılıyor. Komşuların sürekli rahatsız edilmesi, yalnızca sosyal bir sorun değil, aynı zamanda kanuni bir yükümlülüğün ihlali anlamına geliyor.
Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 25. maddesi, “çekilmezlik hali”nin oluşması durumunda sorunlu komşunun bağımsız bölümünün satılmasına kadar gidebilen bir süreci düzenliyor. Buna göre, bir kat maliki borç ve yükümlülüklerini yerine getirmeyerek diğer maliklerin haklarını katlanılamaz derecede ihlal ederse, diğer kat malikleri mahkemeden o bağımsız bölümün mülkiyetinin kendilerine devrini talep edebiliyor.
Kanunda çekilmezlik hali sayılan bazı durumlar açıkça belirtilmiş durumda. Ortak giderlerin ödenmemesi nedeniyle iki yıl içinde üç kez icra veya dava takibine konu olunması, mahkeme kararlarına rağmen yükümlülüklerin bir yıl boyunca ısrarla ihlal edilmesi ya da bağımsız bölümün ahlak ve adaba aykırı şekilde kullanılması bu kapsamda değerlendiriliyor.
Ancak bu davanın açılabilmesi için önemli bir şart bulunuyor. Dava öncesinde kat malikleri kurulunun usulüne uygun şekilde toplanması ve çekilmezlik hali ile bağımsız bölümün devrinin görüşülerek karara bağlanması gerekiyor. Bu toplantı yapılmadan açılan davalar, ön şart eksikliği nedeniyle reddedilebiliyor.
Bağımsız bölümün devrine ilişkin dava, yalnızca kat malikleri tarafından açılabiliyor. Mahkeme, devir kararı verirken ilgili dairenin hükme en yakın tarihteki piyasa değerini dikkate alıyor. Uzmanlara göre bu düzenleme, apartman ve site yaşamında huzurun korunması adına önemli bir hukuki güvence niteliği taşıyor.