
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), kayyum olarak atandığı şirket sayısındaki hızlı artışla birlikte Türk ekonomisinin en dikkat çeken aktörlerinden biri haline geldi. Son olarak Anahat Holding bünyesindeki Gain Medya’ya yönelik düzenlenen “yasa dışı bahis” ve “örgüt kurma” operasyonunun ardından TMSF bir şirkete daha kayyum olarak atandı. Böylece TMSF yönetimindeki şirket sayısı 1.116’ya yükseldi.
Bankacılıktan gıdaya, enerjiden perakendeye, spordan medyaya kadar uzanan geniş bir alanda faaliyet gösteren bu şirketler, fonun ekonomi üzerindeki etkisini her geçen gün artırıyor. Özellikle son aylarda peş peşe gelen operasyonlar, TMSF’yi yalnızca bir düzenleyici kurum olmaktan çıkararak dev bir yönetim yapısına dönüştürdü.
TMSF’nin süreci, 1997–2003 yılları arasında fona devredilen bankalarla başladı. Türk Ticaret Bankası’nın ardından Interbank, Yaşarbank, Sümerbank, Pamukbank ve İmarbank gibi birçok banka TMSF tarafından yönetildi. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında ise yürütülen soruşturmalar kapsamında Boydak Holding ve Koza İpek Grubu gibi büyük yapılar fona devredildi.
Son dönemdeki operasyonlarla birlikte TMSF bünyesine geçen şirketler arasında Kasımpaşa Spor Kulübü, Habertürk, Show TV ve farklı sektörlerden çok sayıda firma yer alıyor. Sürecin başlangıcı ise 27 Mayıs’ta Papara’ya yönelik yasa dışı bahis ve kara para soruşturması oldu. Ardından Assan Group ve Can Holding soruşturmalarıyla kayyum atamaları genişledi.
Şirket sayısının bini aşmasıyla birlikte TMSF için kamuoyunda “Türkiye’nin en büyük holdingi” yorumları yapılmaya başlandı. Fon, bu yönüyle Koç Holding ve Sabancı Holding gibi dev grupları geride bırakmış durumda. TMSF’nin faaliyet raporuna göre, 504 personelle yürütülen süreçte kayyum atanan şirketlerin yönetiminde 442 kişi görev alıyor.
Öte yandan 4 Şubat’ta yürürlüğe giren düzenleme, TMSF’ye “malvarlığı aklama” ve “terörizmin finansmanı” suçlaması yöneltilen şirketlere 5 yıl süreyle el koyma yetkisi verdi. Bu durum iş dünyasında tartışmalara yol açarken, TÜSİAD yönetimi de yetki genişlemesine ilişkin endişelerini kamuoyuyla paylaştı.
Uzmanlar, TMSF’nin artan yetkilerinin ve kontrol ettiği şirket sayısının, önümüzdeki dönemde hem ekonomi hem de hukuk alanında tartışmaların odağında olacağını belirtiyor.