
Suriye’de yıllardır süren fiili bölünmeyi sona erdirmesi beklenen en kritik adımlardan biri atıldı. Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan 14 maddelik kapsamlı ateşkes ve entegrasyon anlaşması, ülkedeki askeri, siyasi ve ekonomik dengeleri kökten değiştirecek nitelikte değerlendiriliyor.
Anlaşma kapsamında cephe hatlarında silahlar sustu, sahada fiili geri çekilmeler başladı. Suriye ordusu; Rakka, Deyrizor, Ayn İsa, Tel Abyad hattı ve Tişrin Barajı çevresinde çatışmasız şekilde kontrolü devraldı. SDG unsurları Fırat’ın doğusuna çekilirken, ülkenin en stratejik petrol ve doğal gaz sahaları yeniden Şam yönetiminin denetimine geçti. Bölgede Arap aşiretlerinin Suriye ordusuna verdiği destek, sürecin hızlanmasında belirleyici rol oynadı.
Mutabakatın en dikkat çekici maddeleri arasında; SDG’nin askeri ve güvenlik yapısının tasfiye edilerek bireysel bazda Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarına entegre edilmesi, sınır kapıları ile enerji kaynaklarının devri ve Suriyeli olmayan PKK mensuplarının ülke dışına çıkarılması yer aldı. Ayrıca IŞİD tutukluları ve kamplarının sorumluluğu tamamen Suriye devletine devredildi.
Sürecin siyasi zeminini ise ateşkesten kısa süre önce yayımlanan “Kürt Hakları Kararnamesi” oluşturdu. Kararnameyle birlikte uzun yıllardır vatandaşlık hakkı bulunmayan Kürtlere Suriye vatandaşlığı verildi, Kürtçe eğitim ve kültürel faaliyetler anayasal güvence altına alındı ve Nevruz resmî tatil ilan edildi.
Uluslararası cephede anlaşmaya destek mesajları gelirken, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Barrack, mutabakatı “tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi. Ankara cephesinde ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’nin terörden tamamen arındırılmasının bölgesel güvenlik açısından kritik olduğunu vurguladı.
Uzmanlara göre petrol sahalarının kaybı, SDG’nin sahadaki varlığını sürdürülemez hale getirirken, Suriye uzun yıllar sonra yeniden büyük ölçüde tek merkezden yönetilen bir yapıya doğru ilerliyor.