İHH'DAN FİLİSTİN İÇİN HAREKETE GEÇME ÇAĞRISI

Haber Giriş Tarihi: 01.06.2025 22:17
Haber Güncellenme Tarihi: 01.06.2025 22:17
https://www.olay18.com/
İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH), Mavi Marmara saldırısının 15. yılında Mavi Marmara şehitlerini anmak, Gazze ve Kudüs’ün özgürlüğü için seslerini duyurmak amacıyla bir basın açıklaması yaptı. Çankırı Karatekin Parkı'nda düzenlenen açıklama şiddetli yağmur altında gerçekleşti. İHH Çankırı Şube Başkanı Hasan Kale tarafından yapılan açıklamada, Mavi Marmara şehitleri rahmetle anılırken İsrail zulmü altında kıvranan Gazze ve Kudüs için yapılanlar ve yapılması gerenler dile getirildi, Birleşmiş Milletler'in aldığı kararları tanımayan İsrail'e hak ettiği karşılığın verilmesi gerektiği bir kez daha haykırıldı. Hasan Kale, açıklamasında şu konulara vurgu yaptı: "Dünya, tarih boyunca görülen en büyük zulümlerden birine şahitlik ediyor. Apertheid rejimi işgalci İsrail; tüm dünyanın gözleri önünde Gazze’de soykırım suçu işliyor. Son bilgilere göre Filistin’de, büyük kısmı kadın ve çocuk olmak üzere 60 bine yakın kişi şehit oldu. 125 bine yakın kişi yaralandı ve binlerce insan ise hâlâ enkaz altında kayıp… Ne acı ki şehit sayısı her gün ve her saat artıyor... Resmi rakamlara göre, İşgalci İsrail’in saldırıları sebebiyle 1 milyon 900 bin sivil Gazze içerisinde en az bir kere göçe zorlandı. Siyonistler, Gazzelileri zorla göç ettirdiği yerlerde de rahat bırakmıyor. Şu ana kadar defalarca kez sivillerin kaldığı çadırlar ve yerleşim yerleri bombalandı. Çok sayıda Gazzeli kardeşimiz yanarak şehit oldu. Hiçbir sınır gözetilmeksizin yapılan İsrail saldırıları sebebiyle şu an Gazze’de hiçbir yer güvenli değil. Camiiler, hastaneler, okullar ve sivil yerleşim yerleri siyonistlerin hedefinde. Mesleklerini icra eden 220 gazeteci ve 1000’den fazla sağlık çalışanı da siyonist işgalcilerin saldırıları sonucu hayatını kaybetti. Gazze’de soykırım suçu işleyen İsrail, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 164 sağlık kuruluşunu hedef aldı, 81 sağlık merkezi ile 38 hastaneyi hizmet dışı bıraktı. Yaralılar ve hastalar, sağlık hizmetlerinin yetersizliği sebebiyle tedavi göremiyor ve hayatlarını kaybediyor. Yaklaşık 300 sağlık çalışanı da İsrail hapishanelerinde esir bulunuyor. Bir diğer hayati konu ise, sınır kapılarından Gazze’ye insani yardımların geçişinin İsrail tarafından engellenmesidir. İsrail, binlerce tonluk bombalarla hedef aldığı Gazzelileri, insani yardımların girişini de engelleyerek topyekûn bir şekilde zorluklarla ve açlıkla karşı karşıya bırakıyor. Gazze’de açlık sebebiyle bebekler ölüyor, insanlar gıdaya ulaşamıyor. Haftalarca insani yardımın giremediği Gazze’nin bazı bölgelerinde insanlar, yabani otlarla beslenerek ayakta kalmaya çalışıyor. Ama Gazzeli kardeşlerimiz, haklı davalarından asla vazgeçmeden zalimlere karşı verdiği izzetli mücadelelerini sürdürüyorlar. Bugüne kadar gereken güçlü adımları atmayan İslam ülkeleri, daha fazla gecikmeden kınamaların ötesine geçmeli, tüm gücünü insani yardımların girişini sağlamak ve İsrail’in işgalini bitirmek için seferber etmelidir. İsrail’in Filistin’deki zulümleri, daha doğmamış bebekleri bile hedef alıyor. Gazzeli  55 bin  hamile  kadın, eğer gerekli adımlar atılmazsa, elektrik ve Medikal hizmetler  olmadan doğum  yapmak  zorunda kalacak. 2023’ün aynı dönemiyle karşılaştırıldığında düşük oranları iki kat artmış durumda. Savaş öncesinde doğum sırasında gerçekleşen anne kaybı yılda yaklaşık 2 iken şu anda yılda 60 kadın hayatını kaybediyor. Bölgedeki  birçok hamile kadının da anestezisiz şekilde  sezeryan ameliyatı geçirdiği  biliniyor. Gazze’deki kronik hastalar da İsrail’in saldırganlığı sebebiyle birçok zorluk yaşıyor. Böbrek yetmezliği, kanser, diyabet gibi kronik rahatsızlığı olan binlerce kişi tedavi göremiyor. Gazze’deki yaklaşık 1000 böbrek hastası haftada birkaç kez diyalize girmek zorunda olmasına rağmen yakıt ve elektrik krizi nedeniyle diyaliz merkezlerinin neredeyse hiçbiri çalışamadığı için tedavi göremiyor. Bu sebeple çok sayıda böbrek hastasının diyaliz alamadığı için hayatını kaybettiği belirtiliyor. Kemoterapi ilaçlarının bitmesi ve radyoterapi cihazlarının elektriksiz kalması nedeniyle kanser tedavileri de yapılamıyor. Abluka yüzünden ilaç temin edilemediği gibi hastalar dışarıya da sevk edilemiyor. Gazze Sağlık Bakanlığı, tedavisi yarım kalan kanser hastalarının sayısının bini aştığını belirtiyor. Gazze’deki insani krizin hafifletilmesi için şehrin enerji ve temiz su ihtiyacının acil olarak karşılanması gerekiyor. Susuzluk, Gazzeli çocukları yetersiz ve kirli su kullanımının tetiklediği hastalıklar olan dehidrasyon, kronik ishal ve kolera gibi hastalık riskleriyle karşı karşıya bırakıyor. Hastaneler başta olmak üzere hayatın pek çok alanında ihtiyaç duyulan yakıtın Gazze’ye girişinin engellenmesi de tedavi hizmetlerinin yanında pek çok insani ihtiyacın karşılanmasının önünde engel teşkil ediyor. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından alınan tüm uluslararası kararlara rağmen işgalci İsrail hukuku tanımıyor, zulme ve işgale devam ediyor. Ne yazık ki, bu zulmü durduracak somut adımlar atılmıyor. Uluslararası mekanizmalar ve kuruluşlar; askeri, ekonomik ve diplomatik olarak büyük güçlere sahip devletler, olanları seyrediyor ve etkisiz kınama açıklamaları yapıyorlar. Oysa dünyadaki tüm vicdan sahipleri, İsrail’e somut ve etkili bir şekilde karşı durulmasını bekliyor. Çünkü İsrail, sadece güçten anlar. Buradan, vicdan sahibi herkese sesleniyoruz. Yaşanan bu soykırım karşısında herkesin üzerine sorumluluklar düşüyor. Herkes bu büyük soykırıma karşı harekete geçmelidir. Herkes, Gazze’deki işgalin son bulması için mücadele etmeli, ‘bu zulümler yaşanırken ben yapmam gerekenleri yapıyor muyum?’ diye kendine sormalıdır. Dün 31 Mayıs, yani Mavi Marmara şehitlerini anma günüydü. 2010 yılında, Gazze’ye insani yardım götürmek isteyen vicdan sahibi insanlar, uluslararası sularda İsrail askerleri tarafından saldırıya uğradı. 10 kardeşimiz o gemide şehit edildi. Onlar insanlık için yola çıkmışlardı. Onlar bir dilim ekmek, bir kutu ilaç için hayatlarını feda ettiler. Unutmadık, unutturmayacağız. Uluslararası kuruluşlar ve devletler, apertheid rejimi İsrail’in zulümlerinin önüne geçmek için atılması gereken adımları daha fazla gecikmeden bir an önce atmalıdır. Siyasi görüşü, mezhebi, etnik kimliği ne olursa olsun, Filistin meselesi bir insanlık ve vicdan meselesidir. İnsan kalmak istiyorsak Filistin’e sahip çıkmak zorundayız. Bizler Filistin halkının yanındayız! Kudüs, Mescid-i Aksa ve Filistin özgür oluncaya kadar mücadelemizi tüm gücümüzle sürdüreceğiz. Filistin özgür olana dek, Kudüs işgalden kurtulana dek, Gazze nefes alana dek susmayacağız! Mavi Marmara şehitlerinin emanetine, Filistinli çocukların gözyaşına, Ümmetin onuruna sahip çıkacağız! Kahrolsun zulüm, yaşasın direniş! Yaşasın, Nehirden Denize Özgür Filistin!"